Resimli Roman

Çizgi roman sevenlerin adresi
Zaman: 10 Ara 2018, 06:05

Tüm zamanlar UTC+02:00




Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 17 Oca 2012, 00:42 
Çevrimdışı
Albay
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 27 May 2006, 20:17
Mesajlar: 2295
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Şehir: ankara
Resim

Son oynadığım oyun, 2008 yapımı Call of Duty: World at War.

Modern Warfare ile seriyi 2. Dünya Savaşı'ndan günümüze taşıyan Call of Duty serisi, bu oyunla birlikte 2008 yılında tekrar 2. Dünya Savaşı'na dönüş yapmıştı.

Grafik motoru Modern Warfare ile aynı olan oyunun kontrolleri de MW ile benzerlik gösteriyor.

Oyunda birbirine paralel ilerleyen iki hikaye var: Kızıl Ordu'nun Berlin kuşatması ve Amerikalıların Japonya çıkarması. Sırasıyla bir birinden, bir diğerinden görevler yapıyoruz, böylece dünyanın iki farklı noktasında aynı anda ilerliyor oyun.

Tank, savaş uçağı kullanımı gibi güzellikleri olsa da (özellikle savaş uçağından Japon gemilerine kurşun yağdırdığımız bölüm çok eğlenceli) genel olarak serinin 2. Dünya Savaşı'nda geçen diğer bölümlerine göre zayıf buldum ben.

Öncelikle, Modern Warfare grafik motoru bu oyuna gitmemiş diye düşünüyorum. Grafiklerde bir 1940'lı yılları yansıtamama durumu vardı ve hep gözüme battı. Düşmanların (özellikle Japon'ların) hareketleri de hep birbirinin aynı. Çimlerin arasında saklanıp birden "Banzaiii!" diye bağırarak üzerinize gelmekten başka bir şey yapmıyorlar. Halbuki diğer oyunlarda düşman hareketlerinin çeşitliliği ve yapay zeka daha iyiydi.

Japonya maceralarından hikaye bazında pek tat alamadım zira ortada bir hikaye yoktu, ilerle ve yok et mantığından öteye gidilmemiş. Halbuki Call of Duty oyunları hep hikaye akışına önem verirdi. Hayret.

Neyse ki Berlin kuşatması tam tersi. Şehri sınırdan içe doğru yardıra yardıra işgal ettiğimiz bu campaign'de, bizimle birlikte olan bir arkadaşımız (yoldaşımız da diyebiliriz onların tabiriyle) ile birlikte yeri geliyor Nazi kumandanlarını avlayan sniper oluyoruz, yeri geliyor kuşatmalarda en önde bağıra bağıra koşturuyoruz. Banliyölerden şehir sokaklarına, metrodan damlara Berlin'in her tarafını dağıtıyor, taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmıyoruz.

Berlin'deki binaya Sovyet bayrağını diken askerin olduğu şu meşhur fotoğraftaki asker bu oyunda biziz. Oyunun sonunda, bayrağı dikmemizle sonlanıyor hikaye.

Sonuç olarak, türe yenilik getirmese de Rus campaign yüzünden kendini kurtarmış bir oyun. FPS severler göz atabilirler.

ResimResim

_________________
"Try not to trim the truth to suit your needs: Mankind is kept alive by monstrous deeds!"
(The League of Extraordinary Gentlemen, Volume III: Century)


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 17 Oca 2012, 12:50 
Çevrimdışı
Spiderman Fanatiği
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Ağu 2006, 17:15
Mesajlar: 827
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: İzmir
Daha ilk bölümü bile bitirmeden sildiğim bir oyundu. Aynı serideki Black Ops ya da Modern Warfare 3 ile asla boy ölçüşemez. Oynayanların söylediklerine göre oynanış süresi bu oyunlara göre biraz daha uzunmuş.

Nick Fury'nin belirttiği gibi oyunun grafikleri o yılları pek yansıtmıyor. Halbuki The Saboteur'a ya da Mafia 2'ye benzer bir görselliğe sahip olsaydı atmosfer açısından vasatın üzerine çıkabilirdi.

The Saboteur:
Resim
Mafia 2:
Resim

_________________
http://carnage86.wordpress.com

Happiness is prison,Evey.Happiness is the most insidious prison of all.-V@V for Vendetta


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+02:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye