Resimli Roman

Çizgi roman sevenlerin adresi
Zaman: 19 Kas 2017, 17:58

Tüm zamanlar UTC+02:00




Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 29 Ara 2010, 22:19 
Çevrimdışı
Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 May 2006, 06:01
Mesajlar: 3196
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Şehir: kuşadası
Gianfranco Manfredi'nin resmi sitesinde yer alan, bir Brezilya dergisi için yapılmış söyleşiyi naklediyorum. Manfredi ve çalışmaları hakkında ilginç ayrıntıları yakalamak mümkün.

Gianfranco Manfredi kimdir? Böyle başlayalım isterseniz.
1948 yılında Senigallia'da (Ancona, İtalya) doğmuşum. Pek çok şeyle uğraştım: Romanlar, denemeler, şarkılar, tiyatro oyunları, filmler(senarist aktör ve müzisyen olarak) ve mizah. Web sitemde çalışmalarımın tamama yakın bir listesini görebilirsiniz. Her neyse, zaten kendi hakkımda konuşmak pek de hoşuma gitmiyor.

Magico Vento, Brezilya'da halen 12. sayıda. Karakter için neler bekleyebiliriz? Tasarlanan bir son var mı?
Yalnızca okuyucu kitlesi “son” kelimesini yazabilir. Karakterlerin bağımsız bir yaşamı vardır. Yazar karakterini öldürmeyi deneyebilir. Ancak genellikle gerçekleşen bunun tersidir; karakter yazarını öldürür. Şu anda 86. sayısını yazmaya çalışıyorum ve halen Magico Vento hikayesi için bir son göremiyorum. Umarım ki o beni öldürmez.

Brezilya'da yalnızca bir çizgi roman yazaırı olarak biliniyorsunuz. Diğer çalışmalarınızdan da biraz bahseder misiniz? Bu çalışmalarınızdan bazılarının burada yayınlanmasına niyet var mı?
Belki de Brezilya'da, Guido Crepax’ın karakteri Valentina için yazdığım tv dizisini ya da bir aktör olarak rol oynadığım bazı filmleri gördünüz. Ancak şarkılarım ve romanlarımı bildiğinizi zannetmiyorum...yazık bana. Çünkü en iyi yaptığım işlerin roman ve müzik olduğunu düşünüyorum.

Brezilya'da Magico Vento okur kitlesinin büyük bölümünü Ken Parker'ın yetim bıraktığı hayranları oluşturuyor. Bu karşılaştırmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Berardi, Milazzo ve onların karakteri ile sizin aranızdaki ilişki nedir?
Ken Parker benim için çok değerli, ancak benim esin kaynağım oldukça farklı. Berardi köklerini Jack London'da ve Robert Redford’un westernlerinde buldu. Ben ise büyüye, gizeme, ölülere, tarihi romanlara, gotik ve korku efsanelerine daha fazla ilgi duyuyorum. Bir cümle ile ifade etmek gerekirse, “pisliğin içerisinde güller” topluyorum. Klasik sinemayı olduğu kadar B tipi filmleri de seviyorum. Türleri karıştırmayı deniyorum. Western'e bir tür-ötesi, “meta-genre” gözüyle bakıyorum. Milazzo canavarlardan, ucubelerden hoşlanmazdı. Bu nedenle onun için daha psikolojik hikayeler yazdım: Onun karakterlerine insaniyeti, şefkative duyguyu mükemmel bir şekilde verdiğini düşünüyorum. Onun arzularını, isteklerini tatmin etmeye ve onun yeteneğine cesaret vermeye çalıştım.

Brezilya'da İtalyan çizgi romanından bizim nasiplendiklerimiz hep Bonelli çalışmaları; Mister No, Tex ve Zagor gibi. Bu anlamda neleri kaçırıyoruz, nelerden mahrum kalıyoruz? Sizin fikriniz nedir?
İtalya'da büyük mizah yazarlarımız var: Silver (Lupo Alberto ve Cattivik'in yazarı) ve Altan (gerçek bir usta). Diğer bi büyük usta da Lorenzo Mattotti (soyut ilhamları var) ki bir “grafik-şairi”dir.

Magico Vento'da işlenen insanlar doğru ve titiz bir araştırmanın ürünü, bir tarihi kayıt gibi sanki. Çizgi romanın öğretici bir sorumluluğu mu olduğunu düşünüyorsunuz yoksa sadece hikayelerinizin daha “gerçek” görünmesi için mi böyle?
Gerçek yaşamın “mucizeler” için mükemmel bir başlangıç noktası ve arka plan olduğunu, tarihin ise efsanelerin kaidesi, esası olduğunu düşünüyorum. Gerçek sanatçı, “ruhu” ve “hayali” maddeden, bedensel hayattan ve vahşi, hayvani olandan özütlemeye çalışır. Bunun sadece öğretici amaçlı olduğunu düşünmüyorum. Düşler gösterebilmek için, düş kuranı da tanımak zorundayız. Beyaz (Hıristiyan) dünyası geçekliği ruhanilikten ayrırır. Kızılderili kültürü ise bu iki yönü birleştirir.

Poe, son yıllardaki en ilginç karakterlerinizden birisi. Size istediğiniz herhangi bir konuyu tartışma fırsatını veriyor. Biraz da onun hakkında konuşun, onu yaratma fikri nereden geldi?

Poe'yu on üç yaşımda iken okumuştum. Poe hala benim en gözde yazarlarımdan. Fakat benim Edgar Richards'ım Poe'dan oldukça farklı. Bir insan olarak Willy Richards eylem adamı da olabilen bir aydın, bir entelektüel. Şiiri ve edebiyatı seviyor. Ancak gerçek yaşamın tehlikelerine atılmayı tercih ediyor. Edgar Poe bir filozoftu., bir polemikçi idi. Ancak siyasetle ilgilendiğini hiç düşünmüyorum. Böylece başka bir “Poe” geliştirmeye çalıştım, ancak Edgar'ın “hayalet”ine istinaden yapmaya çalıştım bunu.

Sinema, çizgi roman ve edebiyat üçlüsü arasındaki ilişki nedir size göre. Sizin çalışmalarınızda bu üç anlatım dili nasıl ilintilendirilir?
Her anlatım dilinin kendi kanunları vardır (belki de çiğnenmek için vardır bu kanunlar). Çizgi romanlardan uyarlanan filmleri sevmem. Filmlerden uyarlanan çizgi romanlardan da hoşlanmam. Ancak aynı hikayeyi farklı dillerde anlatabiliriz. Şanslıyım. Çünkü bir sinema fikrim olursa senaryosunu yazabilirim. Aynı şekilde bir roman ya da çizgi roman fikrim olursa onları da yazmam mümkün. Ancak bunun iyi bir film olacağını düşünmem. Bu iyi bir çizgi roman olur ve yazarım. Başka bir şey için köprü olacak bir çalışma yaparsanız mutluluğu yakalayamazsınız. Eğer parayı seviyorsanız paranın peşinde koşun. Sekse düşkünseniz doğrudan seksin peşinden koşun. Aynı şekilde sinema yapmak istiyorsanız sinema yapmaya çalışın. Sinema olmayı arzulayan çizgi roman yapmayın. Bir şeyi yaptığımızda, yaptığımız işi sevmeliyiz.

Görünüşe göre İtalya kendi çizgi romanını kendi yolunda yapıyor. Ancak kendilerinden fazla bahsetmiyorlar. Bugünlerde bile neden hala bu kadar çok Ameriko-italyan çizgi romanı üretiliyor?
Bu ilginç bir soru. ABD'nin bizim için bir ayna olduğunu düşünüyorum (yalnızca sadece biz İtalyanlar için de değil aynı zamanda). Eski bir Lakota deyişi vardır: “Kendinizi bulmak istiyorsanız başkalarının ayakkabılarını giymelisiniz.” der. Bence bu büyüleyici bir söz. Ancak romanlarımın çoğunluğunda İtalya bağlamında İtalyan insanlarını anlattım.

Yayıncıların kapandığı, çizgi roman dükkanlarını kepenklerini indirdiği ve çizgi romanın büyük kahramanların kendilerini tekrar ettiği bir dönemde çizgi roman piyasası ve sanatının geleceği için bakış açınız nedir? Nasıl bir perspektif öngörüyorsunuz?
Bilemiyorum. Sirk sinemadan sonra sona erdi. Sessiz sinema sesin kullanılmasından sonra son buldu. Ancak yaratıcılık hiç bir zaman ölmez. Merakımızı hep yüksek tutmamız çok daha önemli. Bugünkü “gerçek sorun”, eski anlatım dillerinin inişe geçmesi, irtifa kaybetmesi değil aslında. Yeniliklerden, buluşlardan yoksunluk ve medyanın ve yeni anlatım dillerinin gelişmesi. Televizyon (benim de çalışma yaptığım bir alan) çok tutucu, genç insanları ve sanatçıları hapsediyor. Ancak televizyon döneminin de sonunun yaklaştığını gösteren işaretler var ve bu yeni sahneler açabilir, yeni fırsatlar yaratabilir. Zaten pazarla da ilgilenmiyorum... Demek istediğim; kimse müzik CD'si almazsa, sokakta müziğimizi yapıp paraları şapkamızda toplayabiliriz!

Çeviren: Erdem Türköz (Kurtaran_Adam) - 31 Temmuz 2005

_________________
Çizgi Roman Kültürdür!


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+02:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye