Resimli Roman

Çizgi roman sevenlerin adresi
Zaman: 24 Kas 2017, 09:31

Tüm zamanlar UTC+02:00




Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 29 Ara 2010, 23:57 
Çevrimdışı
Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 May 2006, 06:01
Mesajlar: 3196
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Şehir: kuşadası
Sinemaskop Çizgiler dergisi olarak bildiğimiz Rodeo Strip'te bir süredir bir kıpırtı, bir canlanma, bir heyecan var. Biz de hayalsaati olarak merak ettik ve Strip dergisinin editörü Murat Mıhçıoğlu'na merak ettiklerimizi sorduk...

Resim

Studio Rodeo'yu kurmuşsunuz, pek çok öyküde bu logo var, peki Studio Rodeo ile özel şeyler üretecek misiniz?
Rodeo Yayıncılık çatısı altında yürütmekte olduğumuz çeşitli operasyonlar var. Dergimiz Rodeo Strip, bunlar içinde en köklü ve iddialı olanlardan biri. Okura doğrudan yansıdığı için, en göze çarpan da o… Fikir aşaması eskilere dayanan, fakat somutlaşması yakın zamanda gerçekleşen Studio Rodeo ise, başka bir operasyonumuz. Yani dergi de, stüdyo da Rodeo’nun; bu yüzden çakışma alanları geniş. Ancak, aralarındaki ilişki simbiyotik değil: Studio Rodeo’da yapılacak çalışmalar farklı yayın organlarında veya bizim başka projelerimizde değerlendirilebilir. Tıpkı, içinde Studio Rodeo logolu hiçbir çizgi romanın bulunmayacağı bir Rodeo Strip sayısının da (en azından teoride) var olabileceği gibi…

Studio Rodeo, uzun vadede beraber çalışmak istediğimiz arkadaşların paslaşarak verimli bir sinerji yaratmalarını sağlıyor. Cem Özüduru, Şerif ve Mustafa Karasu, Yasemin Ezberci, Cemal Söyleyen, Murat Kalkavan, Caner Atakul, ben ve (aynı zamanda tasarımcımız olan) Eser Yazıcı, halihazırda Studio Rodeo kapsamındaki isimler. Süreç içinde paslaşmanın dozunu yükselteceğiz. Koşul, beklenti ve formasyonları kurumsal yapımıza uyum sağlayacak birkaç arkadaşı daha stüdyoya katmak mümkün olabilir.

Aslolan, insanların yüreklerinden geldiği gibi çizgi roman üretmeleri; bu sanat dalının potansiyelini cesurca, özgürce, kalıpları ve alışkanlıkları kıracak güçte değerlendirmeleri. Ekonomik açmazları saymazsak, hiçbir eksiğimiz yok: Kendi rüzgarımızla savrulacak derecede özgün, iddialı ve gelişkin bir yayıncılık nosyonuna sahibiz… Dergi ve stüdyo gibi operasyonlarımız, bu tavrın enstrümanlarına dönüştükleri ölçüde anlamlı. Eğer derginin gerektirdiği enerji ve maliyetin yükü ters tepmeye başlarsa, aynı ruhu farklı kanallara taşırız; varolma mücadelemizi değişip dönüşerek sürdürürüz.

Resim

12. sayıda sizin yazdığınız ve Şerif Karasu’nun çizdiği K’lown adlı bir çalışma var. Studio Rodeo’nun üretimi içinde içinde siz de yer almaya devam edecek misiniz?
Altyazı’nın ilavesi olarak çıkan Strip’lerde, yazdığım (veya çizimlerine katkıda bulunduğum) çeşitli çalışmalar yer almıştı. Ekim 2004’te başlayan seride ise, bizzat çizgi roman yazmadım. Derginin diğer bileşenlerine fazlaca mesai harcadığım için, yazar kimliğiyle uzun soluklu bir çizgi romana girişmem zor. Fakat stüdyonun varlığı insanları daha içli-dışlı çalışmaya yöneltiyor, o yüzden ara sıra fırsat çıkabilir.

Rodeo Strip nereye gidiyor? Dergide başka değişiklikler de olacak mı?
Dergi, çizgi romana yaklaşımımızın bir yansıması. Dergiyi tarif edebilmek için, önce çizgi romandan ne anladığımızı ifade etmek gerek:
Strip’i tüm güçlüklere rağmen hayata geçirip ısrarla ayakta tutmamızdan da anlaşılacağı üzere, gerçek anlamdaki çizgi roman yayıncılığı (yani, üretimin koordinasyonu) söz konusu değilse pek mutlu olamıyoruz. Çizgi roman bir özgürlük alanıdır; hem edebiyatın hem plastik sanatların genleriyle beslenmiş bir “süper-melez”dir. Yazıp çizen insanlar, çizgi romana has coşkuyu barındıran dergilerle tetiklenir... Türkiye’deki özgün çizgi roman üretimi ise, büyük ölçüde mizah dergilerinde filizlenip gelişiyor. İşte bu yüzden, içinde yaşadığımız dönemin nabzını tutan işlerde baskın bir “mizah dergisi” referansı var. Bu gerçeğe negatif anlamlar yüklüyor değiliz. Mesele şu: Mizah dergilerinin formatı, tavrı ve perspektifi, çizgi romanın sınırlarını kuşatacak kadar geniş değil… Rodeo’nun çok sayıdaki hedefinden biri, işte o geniş alanı değerlendirip, hayal gücü ekimine açmak…

Muhtemel bir yanlış anlamaya şimdiden set çekelim: Sadece yerli çizgi roman yayınlamaya şartlanmış değiliz. 11 ve 12. sayılarda yabancı kaynaklı çizgi roman yoktu, fakat kısa Dylan öyküleri veya geçmişte tefrika ettiğimiz Brendon türünden içerikle gayet barışığız. Okumaktan keyif aldığımız çalışmalar, okurla paylaşmaktan da keyif alacağımız çalışmalardır. Amerikan, İskandinav, Asyalı, hiç fark etmez: Daha önce de vurguladığımız üzere, çizgi romanlara “köken bazlı” bir ayrımcılıkla yaklaşmıyoruz. Barışık olmadığımız şeyler, çeviriler üzerine kurulu “bas-dağıt” mantığıyla gelen korku, sınır, üşengeçlik ve umutsuzluklar… Madem ki çizgi roman sanatsal özgürlüğün büyülü kanadıdır, çizgi roman yayıncılığı ezbercilik ve kolaycılık üzerine kurulamaz.

Ken Parker ve Dylan Dog kalitesinde yayınlar bile yapsanız, sonuçta, iradeniz dışında şekillenmiş bir eser söz konusu. Sadece o hazır içeriği basıp dağıtmakla yetinip buna “yayıncılık” demek, başkasının elindeki tokmağa davul uzatmak gibi bir şey...

Ülkemizde çizgi roman yayıncılığı genelde çeviri eserler üzerinden yapıldığı için, okur kitlesi “süreç yaşamaya” alışkın değil. Çoğu okur, çizgi roman alanında bir yayıncılık nosyonunun doğuşuna, gelişimine ve kendi yolunu inşa etmesine belki ilk kez Rodeo Strip’le tanık oluyor…

Çeviri eserlerde durum çok farklı: Biz Dylan Dog #1’i yayınlarken, o konsept insanların zihninde “İtalya’nın en popüler serisi” diye kodlanmıştı zaten. “Tamamlanmış bir süreç” vardı: İlk maceranın Türkçe edisyonu yeni basılmışken, 100. sayının kapağını Bonelli’nin sitesinden görebiliyordunuz… Bizim bugününüz, Sclavi’nin dünüydü… Buradaki fan kitlesi, o sürecin parçası olmayacağını bilerek, kabullenerek aldı kitabı. 1986’da İtalya’daki bir bayiden Dylan Dog #1’i almak ise, elbette bambaşka bir şeydi. İşte o duygu, o katılım, Rodeo Strip #1’le yaşandı... İçinde çeviri de vardı ama, dergi, okuruyla beraber nefes alıyordu. Eğer gelecektiyse, 5., 10. veya 125. sayıya okuruyla beraber gelecekti… Yayın ve okur arasındaki organik bağ, gerçek iletişim, işte asıl o noktada kuruldu.

Resim

Bu noktada Strip için herhangi bir risk var mı?
Bu dergi Rodeo’nun girişimi olduğu için, sadece olayın matematiksel tarafı değil, Rodeo’ya müdahil insanların bireysel tercihleri de (mesainin nereye harcanacağı, manevî tatmin vs.) elbette ki dergi üzerinde belirleyici.

Yazıştığımız bazı okurlar, Strip’in ayakta kalmasından hareketle fazla iyimser yorumlarda bulunuyor. Bir yayının “yoluna devam ettiği” dışarıdan görülebilir, fakat “ne pahasına” devam ettiğini sadece yayına müdahil olanlar bilir. Risk elbette ki var, hep oldu. Hayallerimizin peşinden koşmamayı kabullenemezdik, bu yüzden o riski aldık ve inatla taşımaktayız. Strip çapında projelere girişmek isteyen her yayıncı, “hak bildiği yolda yalnız yürümeye” razı olmak durumundadır…

Mizah dergilerinin aksine, Strip, “varolan bir modeli” uygulayarak çıkmıyor; “kendi modelini oluşturmak” üzere çıkıyor. Olayı ekonomik gerçeklere vurduğumuzda, “normal” olan Strip’in varlığı değil, yokluğu. Bu yüzdendir ki, yayına verilen molalar veya formattaki değişiklik gibi esneme payları hep olacak. Yaşaması için ne gerekiyorsa, onu yapacak Strip.

Son aylarda, okura ulaşmamızı zorlaştıran yeni bir gelişme yaşandı: Türkiye çapındaki D&R mağazaları, bir tür “yayın elemesi”ne giderek raflardaki izdihamı frenlemeye çalışıyor. Strip’in 20 gidip 20 sattığı D&R’larda sorun yok, ama 10 gidip de 7 sattıkları, hiç getirmemeye başladılar. Bizim açımızdan %70 satış iyi görünse de, herhangi bir ekonomi dergisinden 10 nüsha gidip 8 nüsha satıyorsa, otomatikman Strip’i (veya o durumdaki başka bir dergiyi) eliyorlar. Meclis seçimlerindeki baraj gibi bir şey: Ekonomi, otomobil, magazin veya cinsel sağlık konulu herhangi bir yayın, D&R rafına girdiğinde %80 satıyor zaten. Dolayısıyla, kendi alanında en gelişkin örnek olan dergi, başka bir alandaki en cılız yayına kurban gidebiliyor.

D&R, İnkılâp ve Remzi gibi özel satış noktalarına okurdan gidecek talepler, Strip’in “kalesi” konumundaki metropol noktalarını korumamıza yardımcı olabilir…

Resim

Engin Deniz Erbaş'ın çizdiği Perg Efsaneleri’nin devamını görebilecek miyiz Strip sayfalarında?
Önümüzdeki iki sayı için yeni bir Perg çizgi romanı söz konusu değil ama yaza doğru olabilir. Barış Müstecaplıoğlu ve Engin Deniz Erbaş, birlikte çok şey yapmak istediğimiz arkadaşlar. Görsel açılımlarıyla heyecan veren Perg, Strip’e çok yakışıyor doğrusu.

Pırılkız ve İman Ltd devam edecek mi, yoksa onları ara sıra 6-8 sayfalık, tek sayfalık öykülerde mi göreceğiz?
Mor Bulut Gezegeni adlı genel bir isim almış olan bu konsept, Mart ve Nisan sayılarımızın programında da var. Daha uzun vadeli bir planlama (yukarıda bahsettiğimiz gerçeklerden ötürü mümkün olmaması bir yana) aslında çok da anlamlı değil. Neden derseniz: Dergi formatındaki değişimler, bu tür bol karakterli ve uzun soluklu anlatılarda yeni açılımlara imkan tanıyor. Mor Bulut Gezegeni örneği üzerinden konuşursak: Çınar, Tacal ve Asrar’ın ilk 6 sayıda oluşturduğu temel, üzerine kısa öyküler konumlandıkça farklı boyutlar kazanıyor.

Resim

Tersine bir süreç de mümkün tabii: Cem Özüduru’nun 9 ve 11. sayılarda çıkan (ve ilk okumada birbirinden bağımsız görünen) öyküleri de, daha kapsamlı bir gerçekliğinin temel taşlarına dönüşebilir…

Sayfa sayıları, renk kullanımı ve benzeri faktörlerdeki esneklik, aslında tam da istediğimiz türden şeyler: Olanaklar genişleyerek veya daralarak çeşitlendikçe, monotonluk iyice kırılıyor. Tanıdık bir konsepti “alternatif” formatta bulmak özellikle enteresan. Örneğin, 9. sayımızdaki Dylan Dog macerası müthiş ilgi gördü. Kitap fuarına gelen bir okurumuz, o maceradaki renk kullanımı sayesinde, klasik seriden çıkan kitapları da artık daha farklı algılamaya başladığını söylemişti.

Resim Resim

Metroda Strip broşürleri dağıtılırken gördüm. İlk defa metro istasyonunda broşürle bir çizgi roman dergisi tanıtımı yapılıyor, benzer başka çalışmalarınız var mı?
Şunu kesin olarak biliyoruz ki, dergi dahil tüm projelerimizin güçlenmesi, büyük ölçüde tanıtıma bağlı. Yüksek reklam bütçeleriyle çalışma imkanımız yok ama ulaşabildiğimiz her yöntemle dikkat çekmeyi başarıyoruz: El ilanları, afişler, resmi sitemize yönlenen banner’lar ve kardeş dergilerle yaptığımız çalışmalar bunlardan yalnızca birkaçı… En iyi tanıtım, okurun dergiyi yakın çevresine önermesidir.

Rodeo’nun temsil ettiği anlayışı benimseyen herkes, bu tavrını somutlaştırabilir: Fiyatı çok ucuzlamış olan Strip’ten tek değil birkaç nüsha alıp, birini okumak, diğerini ise koleksiyon amaçlı olarak poşetinde saklamak veya bir arkadaşa hediye etmek pratik bir destek biçimi.

Bulundukları bölgede el ilanı dağıtabilecek okurlarımız için de bir sistem oluşturuyoruz, bu konudaki açıklama yakında striphaber.com’da yer alacak…. Ayrıca, sitesi olup banner kullanmak isteyen arkadaşlar bize yazabilir…

Hayalsaati olarak bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz.

www.striphaber.com'dan striple ilgili gelişmeleri takip edebilir, size en yakın gazete bayisinden Strip'inize ulaşabilirsiniz.

Bu röportaj www.hayalsaati.com sitesi yayıncısı Poe'nun katkıları ile yayınlanmaktadır. - 08 Şubat 2006

_________________
Çizgi Roman Kültürdür!


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+02:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye