Resimli Roman

Çizgi roman sevenlerin adresi
Zaman: 26 Eyl 2017, 12:54

Tüm zamanlar UTC+02:00




Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 30 Ara 2010, 00:35 
Çevrimdışı
Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 May 2006, 06:01
Mesajlar: 3196
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Şehir: kuşadası
Serüven uzun bir aradan sonra "Maceraya Devam" dedi. 1 Mart'ta raflardaki yerini alacak olan. Yan tarafta gördüğünüz 7. sayının kapağı, Ozan Küçükusta çizmiş. İçeriğe gelince polisiyeden bilim kurguya, Manga’dan Rus çizgi romanına, Lovecraft’dan Arabistanlı Lawrence’a, Milton Caniff’ten Tardi’ye, Osmanlıca çıkan çizgi romanlardan yerli çizgicilere geniş bir yelpaze. Biz de Serüven 7'nin yayınından önce bir okur olarak Levent Cantek'e "Serüven Nereye Gidiyor" diye sorduk, o da kırmadı bizi sorularımızı cevapladı...

Resim

6. Sayı sonrası dobişko bir Serüven beklerken uzun bir ara verdiniz. Yaşadıklarınızın bir bölümünü koloni e-mail grubundan ya da sitenizden öğrendik. Bizi ilgilendiren tarafını sorayım, yaşadıklarınızdan biz okurlar nasıl etkileneceğiz?
Doğrusu okurlar nasıl etkilenir bilemiyorum ama biz o süreçte bir tür hayal kırıklığı ve bıkkınlık yaşadık. İnsan böylesi bir haleti ruhiye içinde daha çabuk yoruluyor. Yeniden toparlanmak zaman aldı. İnsan ne için uğraşıyoruz, keşke böyle olmasaydı diye hayıflanıyor. Yapılan işin maddi karşılığı da yok çünkü. O arada birkaç yayınevi ile görüştük, sağ olsunlar ilgi gösterdiler. Ama bunları yaparken bile kendi aramızda hep “heyecanımızı yitirip yitirmediğimizi” sorguladık. Gecikmenin nedeni bizim kararsızlığımız oldu. Dergiyi kendi imkânlarımızla çıkartmaya karar verdik, bunu çok daha önce yapabilirdik ama aramızda “para” ile ilgili bir ilişki olmasın, kimse bir biçimde maddi olarak zarara uğramasın istedik. Geldiğimiz noktaya bakarsak boşa beklemişiz yani… Artık manen olduğu kadar madden de zarara uğrayabileceğimiz bir sürece girdik.

Dergide biçimsel değişiklikler yapacak mısınız?
Hayır, var olan çizgimizi sürdüreceğiz. Zaten biçim ve içerik olarak dergiyi en baştan böyle olmasını isteyerek tasarlamıştık. Kılavuz ve kartpostal ilavemiz sürecek, sayfa sayımız aynı, boyutlarımız hiç değişmeyecek, nasılsak öyle devam ediyoruz. Fiyat henüz kesinleşmedi ama belki çok ufak bir artma olabilir, yani 6,75 YTL iken 7 YTL olabilir.

Resim

“Çizgi roman hakkında çizgi roman” adında bir köşe açarak orada çizgi roman yayınlayacağınızı duyurdunuz... “devamı gelecek” diye anlayabilir miyiz, sürekli bir köşe olacak mı bu?
Başlayıp biten 7 ya da 8 sayfalık çizgi romanlar kullanalım ve o hikâyelerde çizgi romanın doğasını, belki bir çizeri ya da çizgi romanı, ne bileyim bir kahramanı temel alarak bir şey anlatalım istedim. Zamanla olgunlaşacak bir bölüm bu. İlk hikâyeyi Yıldıray (Çınar) ve Hakan (Tacal) hiç ikiletmeden, sağ olsunlar hemen çizdiler. İkinci hikâyeyi yine Serdar (Kökçeoğlu) yazdı. Onun üzerinde çalışıyoruz. Devamlı bir köşe/bölüm olabilir ama her zaman her şey planladığınız gibi olmayabilir, hayat bu. İstediğimiz verimi alamazsak bu bölümü uzun aralıklarla da kullanabiliriz.

Serüven bir kaynak dergi özelliği de taşıyor. Ama hem az okunan hem de bugün için çizgi romanların çok satmadığı bir ülkede çizgi roman hakkında yazılmış yazılardan oluşan bir dergi çıkartmak nasıl bir şey?
Az okunma meselesini konuşmaya gerek yok. Bu işe girdiğimizde öğrendiğimiz bir sorun değildi. Babalarımızın çocukluğunda da bu sorun vardı. Herkes bu gerçeğe göre davranmak zorunda. Sorunuza tam cevap olur mu bilmiyorum. Kişisel olarak ben Serüven’de çizgi romana farklı açılardan yaklaşılsın, Türkiye’deki genel çizgi roman algısının dışına çıkılsın, yeni isimler çizgi roman hakkında yorumlar yapsın, örneğin genç akademisyenler-edebiyatçılar alana ilgi göstersin istiyorum. Popüler nitelikleri olan bir dergi yapmak gibi bir niyetim hiç olmadı. İlginç olan şey ise şu: Serüven birçok çizgi romandan çok sattı, dokuz aydır yeni bir sayısı çıkmamasına rağmen halen de satıyor. Oysa böyle olmamalı, Serüven’in satış rakamları normal aslında da çok bilinen çizgi romanlar az satıyorlar o garip. Bunu gerçekten şaşırdığım için söylüyorum. Demek ki sadece koleksiyoncular için dergi çıkartılmayacak, dar cemaatlerin kendi aralarında yaptıkları muhabbetlerin dışına taşınması gerekiyor çizgi romanın. Sorunuza dönersek böyle bir ortama dergi çıkartmak bir tarafıyla kışkırtıcı tabii. Benim dışımda hiç kimse - eski yayıncımız Raşit Çavaş, yakın arkadaşlarım, çoğu yazarımız da buna dâhildir- Serüven’in yaşayabileceğine-satabileceğine inanmadı.

Serüven geniş ve birikimli bir yazar kadrosuna sahip, hiç “koca koca adamlar oturup çizgi roman okuyoruz, başka işimiz mi yok” diyor musunuz kendinize…
Bana diyenler oluyor, akademisyenim, kendi adıma başka alanlarda çok daha verimli olabileceğim ortadayken çizgi romanla uğraşıyor olmamı mantıksız bulan birçok arkadaşım ve hocam var. Çünkü yaptığım işlerin kabul gören bir akademik niteliği yok. Çizgi roman camiasında kimseler işin bu tarafını bilmiyor ama akademik bir mücadele de veriyorum…

Resim

-Çizgi roman hobinizdi, ama bu dergi başka zorunluluklar getirdi acaba ara sıra hobinizden sıkılıyor musunuz?
Elbette sıkılıyorum. Bir tür deformasyon yaşıyorum aslında. Yerli çizgicilerin tamamını izliyorum. Gazeteler, dergiler, genç çizerler, eskiler-yeniler hepsini izlemek zorunda hissediyorum. Bu bazen bunaltıcı oluyor. Şu türü sevmem, bu adam bana küfrediyor, bu adam yeteneksiz, bu çizgi estetik değil buna bakmayayım diyemiyorsunuz. Yaptığım işe duyduğum saygı gereği her şeyi, bazen çok kötü anlatılmış-çok kötü çizilmiş çizgi romanları okumak zorunda kalıyorum. O zamanlar kendimi kötü hissediyorum. Bu iş nereye kadar gidecek diye düşündüğüm oluyor. Yabancı yayınlar konusunda ise daha seçiciyim, istediğimi okuyorum…

Türkiye’de şu sıralar nedense fumetti rüzgârıdır gidiyor, arada bir-iki comics çıkıyor, yenilerde Strip dergisi, Ümit Kaptan, Komiser Nevzat gibi yerli çizgi romanlar çıkıyor. Ama bunlar güçlü bir gelenek oluşturamıyor, yaşatamıyor, sizce Türkiye’de çizgi romanın gelişmesi için ne yapılması gerekiyor?
Bir reçetem yok. Ama gördüğüm şu: Türkiye’de çizgi roman konuşulmuyor. Bir itibar sorunu var. Tersten bakalım: İnternetteki çizgi roman mecralarını izlerseniz Komiser Nevzat’ın konuşulmadığını görürsünüz. Oysa geçen yıl Ekim ayında çıkmasına rağmen yılın en çok satan çizgi romanı oldu. Çünkü kitap dünyasında itibarlı bir yazarın, Ahmet Ümit’in imzası vardı. Oysa aynı mecralarda uğruna kavgalar edilen, “klasik” sayılan çizgi romanlar ise bütün hararetlerine rağmen satmıyorlar. Sayısız kez yazdım: Nostalji tükenmenin-yok olmanın göstergesidir. Sokağı ve zamanı yakalamak zorunda çizgi roman.

Eskiden Özcan Eralp, Sezgin Burak, Suat Yalaz gibi çizerlerimiz yurt dışında çizgi roman yaparlardı, şimdilerde mk Perker, Yıldıray Çınar, Nadir Balan v.b. çizerlerimiz yurt dışına çalışıyor. Özellikle de Amerika’ya, Türk çizerlerin yurt dışına çizmesini de bir beyin göçü olarak değerlendirebilir miyiz? Bu Türk çizgi romanına bir şey katar mı?
Beyin/bilek göçü olarak değerlendirilemez, ayrıca ortada göç olarak nitelenebilecek bir çokluk yok, sayılı örnekler bunlar. Çizer olmak isteyen, dil bilen, yeteneği olan her insan endüstrinin olduğu yere doğru gider. Ellili yıllardan beri çizerlerimiz yurt dışına çıkarlar. Ne yaptıklarına, nasıl çalıştıklarına dikkat etmek gerekiyor. Büyükçe çoğunluğu ucuz işçilik yaptı bu insanların, küçük yayınevlerinde düşük teliflerle işleri yayınlandı. Erotik-pornografik çizgi romanlar yaptılar. Geçim sıkıntısıyla yapılan işlerin Türkiye’de çizgi romana bir şey katabileceğini söylemek saçmadır. Sırf yurt dışında çizmiş oldukları için onlara önem atfetmek ise yanlış olur. Tek tek isimlerden söz etmiyorum, bir genelleme yapıyorum.

Resim

Hâlâ Karaoğlan, Hızırbey, Yüzbaşı Volkan, Delibalta gibi eski artık klasikleşmiş Türk çizgi romanları yeniden basılıyor, eski çizgi romanları hâlâ raflarda görmek Türk çizgi romanına bir şey katar mı?
Katmak derken bir değer biçerek sorduğunuzu düşündüm, yanlış da anlamış olabilirim. Bu soruyu bir üretici ya da bir yayıncı cevaplandırsa daha iyi olur. Benim alana ilişkin mesafem geleceği şekillendirecek yorumlarda bulunmakla ilgili değil. En azından asıl amacım bu değil. Sorunuzda ismen geçen vakt-i zamanında yayınlanmış ve her biri kendi ölçülerinde ilgi görmüş yerli çizgi romanların tamamını okudum, biri hakkında kitap yazdım. Onları değerlendirirken birçok ölçüte bakarım ama temel olarak onları yayınlandıkları ve ilgi gördükleri tarihsel ve sosyo-ekonomik koşullar içinde yorumlamayı tercih ederim. Koleksiyoncu-çizgi roman satıcısı (sahaf) ekseniyle ilgili konuşmaktansa bu eksene yönelik yayın kılavuzları hazırlamak, Serüven’de yaptığımız gibi listeler çıkartmak daha uygun bence.

Bize son olarak Serüven ekibinin geleceğe dönük planlarını anlatabilir misiniz?
2006 yılında 4 Serüven sayısı ve 2 tane de Çizgi Roman Araştırmaları kitabı çıkartmayı hedefliyoruz. Bir kitap dizisi çıkartmak gibi bir niyetimiz var. Yaz aylarında ona yoğunlaşacağız. Büyük bir terslik olmazsa yılın ikinci yarısında bu diziye de başlarız. Elbette tek şart: Serüven’e geçmişte gösterilen ilginin tekrarlanmasına bağlı.

Serüven dergisi ile ilgili gelişmeleri http://www.seruven.org 'dan takip edebilirsiniz...

Hayalsaati olarak bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz...

Bu röportaj http://www.hayalsaati.com sitesi yayıncısı Poe'nun katkıları ile yayınlanmaktadır. - 19 Şubat 2006

_________________
Çizgi Roman Kültürdür!


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+02:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye