Resimli Roman

Çizgi roman sevenlerin adresi
Zaman: 24 Kas 2017, 09:32

Tüm zamanlar UTC+02:00




Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 30 Ara 2010, 00:53 
Çevrimdışı
Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 May 2006, 06:01
Mesajlar: 3196
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Şehir: kuşadası
Resim

-Hilal'i ben Doğan Kitaptan çıkan albümü ile tanıdım ve benim gibi pek çok bu albümle tanıyan insan var, yazarı ve çizeri olarak size "Hilal kimdir?" diye sorduğumuzda ilk aklınıza gelen ne olur?
Hafif çatlak, zeki, son derece güzel, bağımsız, hırçın, güçlü ve nevropat tarafları bulunan liseli bir kız.
Bunlar onu görüp biraz okuduğunuzda ilk gözünüze çarpan tarafları. Benim gördüğüm ise bütün bunların altında yatan dipsiz derin bi kuyu. Onu yaratırken ve ona öyküler yazarken, hep uçsuz bucaksız gizemli evreni çekiyor beni, tabii ne kadarını yansıtıyorum, tartışılır.

-Hilal karakterini yaratırken "ortaokul da ki aşkınız" etkili olmuş deniyor. Peki o anne, baba ve Lucifer'ı nereden buldunuz?..
Evet, aslında ilk çıkış noktası oydu, ama hiçbir zaman onun ile birebir kişiselleştirmedim.
O başka bu başka, adları ve sarışınlıkları, biraz da gözleri, tamam biraz da yaramazlıkları aynı. Ama o orda kalmış, bu da çizgilerime malzeme olmuş iki ayrı Hilal’den bahsediyoruz.
Ki ben şu an ikinci Hilal’i bulmak, her sene onu öykülerime katmak için şehirde sokak sokak peşinde koşup onu aradığım zamanları bilirim. Geçen sene hiç yoktu mesela, ne ondan ne ailesinden haber alabildim. Duyduğum kadarıyla bir uçağın bagaj bölümünde kaçak olarak Kalküta’ya kaçmış, ruhunu arındırmaya. Ailesi de peşinden. Deli işte. Başka ne beklenir!!

-Peki her yazar çizer hikayenin içine birazcık da kendini koyar. Biz Kenan Yarar'ı hikayelerin neresinde aramalıyız?
Size şunu söyleyeyim, bu hikayeler, üç farklı dilden okunabilir öyküler ve hangisinin gerçeği barındırdığını asla bilemiyorsunuz, yani ben de çıkamam içinden. Böyle derken, aslında çizer olarak ne yapıyorum ve kime hizmet ediyorum demek lazım. Kimilerine göre Lucifer benim ve bu 17’lik çıtır ile iş pişirmenin fantastik kurgusunu yaşıyorum. Bana göre Lucifer Hilal ve bütün bu yalanlarına beni de inandırıyor, çiziyorum, Hilal’e göre kendisi ya bir deli yada hayatını cehenneme çeviren ve bedeninin ve aklının her şeyinin talibi,bir erkek zımbırtısı, ona sahip olmak için olmadık şeyler yaptırıyor... Şeytan’a göre ise birileri olsa olsa alt dünyada onunla dalga geçiyor...

Resim

-Hilal sürekli ayıp şeyler yapan 17 yaşında seksi ve çılgın bi kişilik, hikayelerde küfürün bini bir para acaba bir mizah dergisinde çizmenin özgürlüğü var mı, çünkü Türkiye'de Serpieri'ye Manara'ya sansür uygulanırken siz çok daha özgür yazıp çizebiliyorsunuz, yoksa muzır neşriyat kurulu sizi denetlemiyor mu yada her şeye rağmen bir oto sansür var mı?
Güzel bir tespit. Ama, denetlemiyor etmiyor ve görmüyorlar diye bir şey söz konusu değil, kaldı ki benim de toplumsal ahlaka aykırı düştüğünü düşündükleri bir öykümden davam hala sürüyor. Ki bence öyle değil... Masumum yani. Ama karşılaştırdığınız çizerler, Serpieri veya Manara gibi, öykülerinde -sizin karşılaştırmasını yaptığınız örnekleri kastederek- soft porno yapan usta çizerler. Sansür uygulanması doğal yani.. Ama benim yaptıklarımda gözle görülür bir oto sansür zaten vardır, buna dikkat ederim, etmeye çalışırım, her ne kadar yaşınızın ve çizerliğin getirdiği bir olgunluk ile okuyucu yaş kuşağınızın 18 yaş sınırı olmayan bir dergide olduğunuzu unutup biraz bel altı sallasanız da her zaman dikkatli olmam gerektiğini biliyorum ve öyle olduğuma inanıyorum....

-Aslında sansüre uğramadınız derken atladığımız bir sansür var, sizin Hilal'in reklamını iki gazetenin kitap eki yayınlamamış, Türkiye'de sansür konusunda söyleyeceğiniz bir şeyler var mı?
Hilal’in parmağını ahlaksız buldular! Kendisi dururken. Ama yadırgamadım. Zaten Hilal’in hemen hemen bütün öykülerinde bir şekilde dövülüp, aşağılanıp, kafasına olur olmaz her şeyin geçirilme nedeni de bu rahatlığı değil mi? Hilal, güzel ve seksi bir kız, ama bakışınız sadece onu becermek üzerine olursa, size gerçekten iyi bir parmak çekecek kadar da cesur ve ağzı bozuk bir bela.

-Hilal halen Lombak'da sürüyor ama albümü alanlar içinde vaad edilen "Sınıfın En Güzel Kızı" kitabını bekliyor, acaba Hilal içerik icabı ile ne kadar Bukowski barındırıyor?
Öyle bir kitaptan haberim var, ama okumadım, zannımca ikisinin de güzel bir kız barındırması dışında hiçbir benzer nokta olacağını sanmıyorum, kitabının ismindeki kelime oyunun da benim öykümün ismi olmuştu o başka. Diğer kitabının da çıkması için elimden geleni yapacağım, çünkü onun ilk hikayeleri gerçek bir delilik barındırıyor. Kimsenin onu bir daha öyle görme ihtimali yok. En azından sol kolundaki proteziyle yaptıkları gerçekten inanılmaz. O öyküleri basamadan ölürsem, gerçekten göremeyeceklere üzülecem.

Resim

-Meraklısı için çıkacağını müjdelemiştiniz Hilal Albümünde. Peki biz ne zaman göreceğiz "sınıfın en güzel kızı" nı çizgi roman raflarında?
Onların başına bin türlü bela geldi, çok işi var. Kaybolan bütün sayfalarını bir araya getirip, hepsini tarayıp, tekrar aynı şekilde renklendikten sonra anca... Yani Lucifer amca da boş durmuyor. Ha bire çelme

-1997 de Melankomik'i yayınladınız ama siz bir mizah dergisinde çalışmanıza rağmen komik değil daha çok fantastik-korku içine serpiştirilmiş tüyler ürperten bir mizah anlayışınız var... yarılmış vücutlar, orasından burasından tuhaf şeyler sarkan insanlar ve türlü gudubetler, bunları çizerken aklınızdan neler geçiyor?
Bana böyle sorular soran insanları da doğramak geçiyor... Şaka tabii, ama yaşadığım toplumda, caddesinden tut, oturduğumuz evlere, sokağına, okuluna varıncaya kadar, hayatım hep yarım yamalaktı. Hep mükemmel olmaya çalışan ama yarım bırakılan, hırpalanan, tekmelenen veya çelme takılan hayatlar, yaşamlar ve ömürler gördüm.
Elime bir kalem aldığım zaman gözümün önündeki dört dörtlük bir sandalyeyi hep dörtte üç gördüm. Yani çizdiğim anda onun ya bir bacağı eksik, ya boyaları dökülmüş veya delik deşik içinde tahta kuruları vardı.
Öykülerime, insanlarıma, tiplemelerime, hikayelerin geçtiği mekanlara hep bu gerçekliği kattım, ortaya fantastik bir dünya çıktı. Ama bu dünya zaten yaşadığım hayatın ta kendisi... Hiçbir Avrupalı veya Amerikalı gibi muntazam gökdelenler ve trenler, fırlattı mı asla sekmeyen yıldırımları olan süper kahramanlarım olamaz benim.

Resim

-Çizgi roman çizeri olmak için bir okul yok diyorsunuz, Türkiye'de neredeyse "çizgi roman üretilmiyor" denecek kadar az çizgi roman üretiliyor ve bunun çoğunu da mizah dergilerinde görüyoruz. Sizce Türkiye şartlarında mizah dergilerinin dışında çizgi roman üretmek imkanı yok mu?
Var ama onu tüketecek kitle son derece az. Yani fiyakalı bir silme artistik çalışmaları olan çizgi roman dergisi.
Türkiye’de Avrupa veya Amerika’daki, Japonya’daki gibi çizgi romanlar üretmek, müzik de Heavy Metal veya Rock albümü çıkartmak gibi kısıtlı bir kitleye ve uzun vadede çok da kar getirmeyen bir sektöre üretmeye benziyor. Benim ülkemde mizah ile harmanlanmış öyküler veya mizah dergisi içinde kendini var etmiş çizgi roman anlayışları tüketilebilip talep görüyor. Ben bunun zorluğunu bilsem de bi şekilde melezleşerek uyum sağladığıma inanıyorum. Diğer dergiler Don Kişot’luktan ileri gidemedi.

[img][img]http://resimliroman.net/image/roportaj/kenanyarar/03.jpg[/img][/img]

-Dünyada yazmak ve çizmek olayı artık ayrı ayrı meslekler, ama bizde hala yazar-çizer birleşik yazılıyor her ay yeni bir macera üretmek zor olmuyor mu?
O kadar büyük getirisi ve kitlesel tüketimi olacak bir sektörümüz olsa biz de öyle çalışırdık, ama bizde böyle. Ama yazan çizen bir arada tabii ki daha bir sağlam olur, bu büyüyü yakalamak bir yana, maddi açıdan pek tatminkar olmadığını belirteyim. Bizde gelenek aynı anda yazan çizen olabilmekten de geçiyor.

-Bir mizah dergisinde 7 sayfa çizmek size 1 ay yetecek kazancı sağlıyor mu yoksa yine de "Başka çizgiler" düşünmek zorunda kalıyor musunuz?
Yerine ve zamanına göre değişir. İyi satan bir mizah dergisinde (mizah ağırlıklı çizgi roman dergisi diyelim) 7 sayfanız olması zaten zordur, yani kolay kolay verilmez, yapabilmeniz de zordur açıkcası ama aldıysanız bu ülkedeki çoğu meslekteki insandan çok daha iyi kazanıyorsunuz demektir. Tabii ki bu her sektörde olduğu gibi, derginin popülaritesine, sizin çalışmanıza ve hiç kazarı olmadan derginizin sahibi yani patronunuzun eli açıklığına bağlı şeyler. Bizimkisi acayip cimri mesela.

Resim

-Çizgi roman dediğimiz zaman aklınıza ilk gelen yazar-çizerler kim ve hangi karakterler?
Suat Gönülay’ı tek geçerim. Bence talihsizliktir onun dergilerde olmaması. Bileği hala mükemmeldir elinde hala iyi senaryolar olabilse, yada senaristi, hatta sırf karikatür çizgisi üzerinden bile hala bu ülkenin en başarılı bileği olarak yoluna devam eder...
Kemal Aratan. Büyülüdür parmakları. Mükemmel çizer ve karikatürlerini onun kadar ince dokunuşlarla ve kıvrak çizgi oyunlarıyla resimleyen bir başka babayiğit görmedim.
Galip Tekin dünyası ki, hiç körelmeyen bir enerji. Onun enerjisi, iş ciddiyeti ve azmi gerçekten örnek alınır.
Nuri Kurtcebe... Bu ustanın ilk çizgilerini gördüğümde ben ilkokulda, sokaktan gırgır dergisi sayfaları topluyordum. Ortaokulda da bütün sayfalarını biriktirirdim. Keşke kaybetmeseydim. Hayatımda nasıl bir çığır açtıysa, o rüzgarla savruldum buralara. Tabii ki sayılabilecek daha bir sürü. Ersin burak da benim ilk ustam ve çizgi roman şevkini içime atan ilk yol göstericimdir.
Yabancılardan ilk beş isim, Bilal, Manara, Serpieri, Corben ve Moebius...

-Türkiye'de "Ah bir kitabı çıksa,ah bir albüm yapsa" diye beklediğiniz çizer var mı?
Suat Gönülay, Kemal Aratan, Galip Tekin, Nuri Kurtcebe’nin bütün öykülerini bir araya getirip, çok iyi bi yayınevinden, bu güne kadar Türkiye’nin görüp görebileceği en iyi çizgilerin albümlerde basılmış öykülerini görmek isterim. Ben o çalışmaların muhakkak bir albümle ölümsüzleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

hayal saati olarak bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz..


Bu röportaj http://www.hayalsaati.com sitesi yayıncısı Poe'nun katkıları ile yayınlanmaktadır. 16 Mart 2006

_________________
Çizgi Roman Kültürdür!


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 03 Nis 2014, 05:45 
Çevrimdışı
Kara Şövalye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 May 2006, 09:18
Mesajlar: 725
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: Antakya - Boston
Alıntı:
-Türkiye'de "Ah bir kitabı çıksa,ah bir albüm yapsa" diye beklediğiniz çizer var mı?
Suat Gönülay, Kemal Aratan, Galip Tekin, Nuri Kurtcebe’nin bütün öykülerini bir araya getirip, çok iyi bi yayınevinden, bu güne kadar Türkiye’nin görüp görebileceği en iyi çizgilerin albümlerde basılmış öykülerini görmek isterim. Ben o çalışmaların muhakkak bir albümle ölümsüzleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.


Eski mesajları karıştırırken K. Yarar'ın bu söyleşisine denk geldim. 8 sene önce bahsettiği isimlerden Gönülay'la Tekin'in eski eserlerinin bu süre içerisinde kitaplaştırıldığını görmek sevindirici. Darısı Aratan'la Kurtcebe'ye.

_________________
ışık, daha fazla ışık!


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+02:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye