Resimli Roman

Çizgi roman sevenlerin adresi
Zaman: 10 Ara 2018, 20:30

Tüm zamanlar UTC+02:00




Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Alan Moore
MesajGönderilme zamanı: 25 Şub 2011, 15:47 
Çevrimdışı
Baltalı İlah
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03 Şub 2009, 22:21
Mesajlar: 366
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: Montreal, QC
Üstat olmadan biraz eksik kalırdı bu bölüm. Kendisi için yazılmakta olan bir yazı var mı bilmiyorum ama, en azından varsa bile eklenene kadar boş kalmasın. Çok başarılı bir yazı olmasa da, yıllar önce yazdığım Alan Moore biyografisi:


Alan Moore

Pek çok iyi yazar vardır, fakat sadece bir tane William Shakespeare vardır. Binlerce iyi müzisyen arasından, yalnızca bir tanesi Mozart olabilmiştir. Bütün ressamlar arasından, sadece bir Leonardo da Vinci çıkmıştır. İşte bütün bu isimler kendi sanat dalları için ne ifade ediyorsa, Alan Moore da çizgi roman için onu ifade ediyor.

Pek çoğu artık büyük bütçeli Hollywood filmleri haline gelmiş Watchmen, V for Vendetta ve The Leauge of Extraordinary Gentleman gibi, çizgi roman dünyasında başyapıt olarak kabul edilen eserlerin yazarı olan Alan Moore, 1953 yılında Northampton kasabasında doğmuştur. O dönemde büyük bir sanayi kasabası olan Northampton’un Boroughs adlı, kasabanın en fakir bölgesinde büyümüştür. İlerleyen yıllarda, sadece pek çok çizgi romanında esin kaynağı olmakla kalmayıp, yazdığı bir kitabın da geçtiği mekân olan bu bölgeyi Moore, Comic Book Resources’tan Brad Stone’un kendisiyle yaptığı röportajda, şu sözlerle anlatmaktadır:

“Kasabanın en fakir bölgesiydi, oldukça kötüydü. Orayı severdim ama oldukça sevimsiz, Victoria döneminden kalma evlerle doluydu. Banyomuz ve evin içinde tuvaletimiz yoktu. Elektriğimiz vardı ki bu sadece gazı olan büyük annemin durumundan iyiydi. Şimdi o günlerden bahsetmek biraz Dickensvari duruyor, orası gerçekten çok farklı bir dünya.”

Çocukluğu ve gençliği Boroughs’ta geçen Moore’un, çizgi romanla tanışması da burada gerçekleşmiştir. İngiltere’de yeni yeni popüler olmaya başlayan çizgi romanları alıp okumaktadır. Zamanla, kendisinin kolaylıkla ulaşabildiği İngiliz çizgi romanlarından sıkılmaya başlar, çünkü bu çizgi romanlar, ona göre oldukça basit şeyleri anlatmaktadır. Kendisinin zaten bildiği ve yaşadığı bu –yine kendi nitelendirmesine göre- “yaramaz öğrenci çizgi romanlarından” sıkılan Moore, çareyi daha zor bulunan ve daha pahalı olan Amerikan çizgi romanlarını okumakta bulmuştur.

Yine aynı röportajda, Amerikan çizgi romanını, İngiliz çizgi romanına tercih etmesini, çok basit bir şekilde anlatmaktadır:

“7 yaşıma geldiğimde, Flash, Action Comics ve Detective Comics gibi yayınlar beni etkilemişti. Bu çizgi romanlarda ışık hızında koşabilen bir adamın olması önemli değildi. Beni çeken bu değildi. Onlar [Amerikan Çizgi Romanları] renkliydi ve Amerika’da geçiyorlardı. Sadece Amerika’da da değil, çizgi roman Amerika’sında. […] Bütün o devasa binalarıyla, sanki bir bilim kurgu şehriymiş havası veriyordu. İngiliz çizgi romanında en fazla pembe veya kırmızı kasabalar bulabilirdiniz ”

Çizgi roman ve fakirlik ile geçen çocukluk yıllarından sonra, kasabanın en iyi okullarından biri olan Northampton Grammer School’a kabul edilmiş, 17 yaşına kadar bu okula devam etmiştir. 1970 yılında, uyuşturucu sattığı için okuldan atılan Moore, okulun müdürü çevre okullara ve üniversitelere haber vererek, bu okulları da kendisi hakkında uyardığı için, başka bir okula veya üniversiteye gitme şansı bulamamıştır. Okul hayatı bu şekilde sona erdikten sonra, para kazanmak için çalışmaktan başka çaresi olmadığı için, kendisine umutsuzca bir iş aramaya başlamıştır. İronik bir şekilde, başvurduğu işler de okuldan referans istediği için, Moore kendi deyişiyle, sadece sabıkalı kişilerin veya eski mahkûmların da kabul edilebileceği işlere kabul edilmiştir.

Bir süre, otelde temizlikçi olarak çalıştıktan sonra, bir benzin istasyonunda çalışırken, yirmi dört yaşında evlenen Moore, bu dönemde, hayatını böyle işlerde harcamak istemediğine karar vermiş ve daha yaratıcı işlerle uğraşmak için işinden ayrılmıştır. İşten ayrılmasından hemen sonra karısının hamile olduğunu öğrenmesi bile, onun işine dönmesini sağlayamamıştır.

Karısının hamileliği boyunca, yalnızca İngiliz Sosyal Güvenlik Sistemi’nden aldığı parayla hayatını sürdürmüş ve bu süre sonunda yerel bir gazetede karikatürist olarak çalışmaya başlamıştır. Bu dönemde, çizerliğinin yeteri kadar iyi –ya da kendisine para kazandırabilecek kadar seri- olmadığına karar verip, yeteneklerini yazmak üzerine yoğunlaştırmıştır. On yedi yaşından beri çizgi roman yazmakla uğraşan arkadaşı Steve Moore (akrabalık yok) kendisine çizgi roman yazımını ve senaryo hazırlamayı öğretmiştir.

Çizerlik yaptığı yıllarda verdiği kayda değer eserleri, çeşitli gazete ve müzik dergilerinde yayınlanmıştır. Bu eserleri genelde “Underground” tarzı çizgi romanlardır. Bu dönemde, Maxvell the Magic Cat adlı bir karikatür ile Northants Post gazetesinde başarılı olan Moore, bu seriyi sonsuza dek çizebileceğini belirtmesine rağmen, gazetesinin eşcinsellerin toplumdaki yeri üzerine negatif bir yazı yazması sonucunda gazeteden ayrılmıştır.

Bu sırada, 1978 yılında ikinci kızı doğduktan sonra, çizerliği tamamen bırakıp, yazmaya başlamış ve bazı taslaklarını 2000 AD ile Warrior gibi dergilere yollamaya ve İngiliz çizgi roman severler arasında yavaş yavaş tanınmaya başlamıştır. Aynı yıl içinde, karısının çocukları ve çiftin ortak sevgilisi Deborah ile birlikte onu bırakıp kaçması ise, Moore’un bugün bile hiçbir film ve röportajında bahsetmediği bir konudur.

Bu dergilere senaryolar yollamaya devam ederken aynı zamanda çocukluğunda fazlasıyla etkilendiği Amerikan çizgi romanlarının, Amerika’daki iki büyük devinden biri olan Marvel Comics’in, İngiltere’ye özel yayınları için oluşturduğu Marvel UK için de eserler yazmaya başlayan Moore, uluslararası çapta ilk başarısını, Captain Britain adlı çizgi romanda kazanmıştır.

Bu dönemde, Alan Moore sık sık “Yaratıcı Haklarını” savunmuş ve yayıncı firmaların yazarları son derece kötü kullanmasından şikâyet etmiştir. Çizgi roman endüstrisinde yazar ve çizerler, büyük yayıncı firmalardan bir çizgi roman veya grafik roman yayınladıklarında, bu eserin haklarını veya bu hakların büyük bölümünü de, yayın evine vermek zorunda kalmaktadırlar. Kendi yarattığı çizgi romanların haklarına sahip olmak istemesi, ilerleyen yıllarda pek çok büyük yayıncı firmayla arasının açılmasına da yol açmıştır. Bu konudaki öfkesi, en büyük eserleri V for Vendetta ve Watchmen’den kendi adının çıkarılmasını istemesine kadar gitmiştir.

Bunu Mile High Comics internet sitesine verdiği bir röportajla çok sert bir biçimde dile getiren Alan Moore, kendisine, “Ama bu kendi çocuğunuzu reddetmek gibi değil mi?” sorusunu soran site çalışanına:

“Artık çocuk benim değil ki! Çocuğu çok büyük miktarda emek, sevgi ve tutkuyla büyütüyorum, fakat bir anda, sarhoş bir gecede çocuğumu Çingenelere sattığım ortaya çıkıyor ve Çingeneler onu bir fahişe haline getirmişler.”

Yine aynı dönemde bahsedilmeden geçilmemesi gereken bir nokta, pek çok çizgi roman okurunun Moore’un en başarılı iki eserinden biri saydığı V for Vendetta’dır. Distopik bir İngiltere’de geçen bu grafik romanın ana karakterinin adı yoktur ve çeşitli sebeplerden dolayı (En çok sevdiği Latin deyimlerinden birinin tüm baş harflerinin V olması –“ Vi veri veniversum vivus vici” [Bilginin gücüyle, ben, yaşarken evreni fethettim.] ve hapishanede kaldığı hücrenin kapısında – beş numaralı oda olduğunu göstermek için- “V” yazması gibi) kendine V adını takmıştır. Büyük çapta savaşlar ve milyonlarca insanı öldüren hastalıklar sonucunda, Norsefire adlı faşist bir parti İngiltere’de iktidara gelmiştir. Irkçı, totaliter ve militarist bir parti olan Norsefire, hızlı bir şekilde İngiltere’yi tam anlamıyla faşist bir devlete çevirir. Grafik romanın ana karakteri anarşist V, bu devleti zayıflatmaya ve halkı uyandırmaya söz vermiştir ve bunun için devlette önemli yerde olan insanları öldürüp, devletin simgeleri haline gelmiş olan binaları havaya uçurmaya başlar.

Eşcinsellerin, zencilerin, Musevilerin, Müslümanların ve politik olarak kabul edilemeyecek herkesin hapse atıldığı ve üzerinde deneyler yapıldığı bu devlette önemli yere gelmiş ve V tarafından öldürülmüş herkes, hayatlarının bir döneminde V’nin de tutuklu olduğu Larkhill Hapishane’sinde görev yapmıştır. Bu sadece bir halkı uyandırma, totaliter devleti yıkma savaşı değil, aynı zamanda V’nin kendi kişisel intikamı, kendi kan davasıdır.

Alan Moore, V for Vendetta’yı yazdığı dönemi ve esinlendiği şeyleri, şu şekilde açıklamaktadır:

“V for Vendetta’yı, 1981 yılında İngiliz bir çizgi roman dergisi [Warrior] için yazmıştım. Margaret Thatcher iki veya üç yıldır iktidardaydı. […] İngiltere’nin pek çok yerinde, yüzyıllardır eylem görülmemiş yerlerinde bile, eylemler yapılıyordu. Faşist gruplar, the National Front ve The British National Party vs. bu karmaşadan yararlanıp, bu işsizliğin ve umutsuzluğun pençesindeki dönemden politik kar elde etmeye çalışıyorlardı. Atlantik’in iki yakasındaki Thatcher/Reagan ittifakı, bana Batı Medeniyetinin geriye gittiği izlenimini veriyordu.”


Alan Moore, her ne kadar V’nin anarşist fikirlerinin kendisinden geldiğini kabul etse de, V’yi bir kahraman olarak görmediğini söylemektedir.

“V’yi bir kahraman olarak görmüyorum. V daha çok sembolik bir güç. İnsan formu verilmiş bir fikir. Ve, tabi ki, bazı temel fikirlere sempati duyuyorum. Ama insan öldürmenin yanlış olduğunu düşünüyorum.”

Grafik romanın ikinci ana karakteri olan Evey Hammond, hikâyenin bir bölümünde polisler tarafından yakalanıp, V’nin yeri ve kim olduğu hakkında sorulara cevap vermediği için işkence görür. Yoğun işkence sahnelerinden sonra, ona işkence yapanın aslında polis değil, V olduğu ortaya çıkar. V, kendi yaşadığı hapishane deneyimlerini, Evey’e de yaşatarak, onu da kendisi gibi “özgür kılmak” ister. Kendisinin, bütün bu deneyimleri yaşamadan önce mutlu olduğunu söyleyen Evey’e cevap olarak da, “mutluluğun bir hapishane olduğunu, hatta en kötü, en tehlikeli hapishane” olduğunu belirtir.

İşin ilginç yanı, Alan Moore öldürme gibi eylemlere karşı çıkmasına rağmen, V’nin çok sevdiğini iddia ettiği Evey’e böyle davranmasında bir sakınca görmemekte, kendi hastalıklı dünyasında, onun iyiliği için uğraştığını savunmaktadır.

Gençlik döneminin en başarılı eseri saydığı V for Vendetta’nın yayınlanmasından sonra Amerika’daki diğer büyük çizgi roman şirketi DC Comics’in de ilgisini çeken Moore, 1983 yılında bu firmanın başarısız serilerinden biri olan Swamp-Thing’i yazmaya başlamıştır. Aslında basit bir bataklık canavarı olan bu karakteri, karakterin yaşadığı Louisiana bölgesinin kültürünü de derin bir şekilde araştırarak değiştirmiş ve bir anda DC’nin en fazla satan çizgi romanlarından biri haline getirmiştir. Kendi yarattığı ve Swamp-Thing’in bir yan karakteri olan John Constantine de, okuyucuların yoğun isteği üzerine tek başına bir çizgi roman olarak çıkmaya başlamıştır.

Moore’un DC Comics’te yakaladığı bu başarı, üç farklı sonuca yol açmıştır: DC Comics, Moore ve diğer yetişkinlere göre çizgi roman yazan yazarlar için, Vertigo adlı yeni bir alt yayınevi kurarak, sadece yetişkinlere yönelik çizgi romanlar da yayınlamaya başlamıştır. Bunun yanı sıra, daha önce Amerikan çizgi roman endüstrisi üzerinde hiçbir ağırlıkları olmayan İngiliz yazarlar, Marvel ve DC gibi büyük firmalarda kolaylıkla iş bulabilmeye başlamıştır. Başta Neil Gaiman olmak üzere, bunlardan bazıları, şu sıralarda çizgi roman endüstrisinin en büyük yazarlarındandır.

Üçüncü ve kişisel bir sonuç olarak da, DC’nin en başarılı yazarlarından biri haline gelen Moore, firmanın en tanınmış karakterlerinin de çizgi romanlarını yazmaya başlamıştır. “For The Man Who Has Everything” adlı bir Superman hikâyesi yazdıktan sonra, aynı karakteri “Whatever happened to the Man of Tomorow?” adlı bir başka hikâyede daha kullanmıştır. Bu ikinci hikâye, Superman’i güçlerini kaybetmiş ve normal bir hayat süren bir araba tamircisi olarak gösterdiğinden, büyük ilgi toplamış ve hikâyenin resmiliği hakkında büyük tartışmalar çıkmıştır.

Superman’den sonra, DC’nin diğer yüzü olan Batman ile ilgili de bir hikâye yazması istenince, Moore bu karakterin en azılı düşmanı Joker ile savaşmasını konu alan “Batman: The Killing Joke”u yayınlamıştır. IGN.com ve benzeri web sitelerince, tüm zamanların en iyi üçüncü Batman grafik romanı seçilen Killing Joke, özellikle son sahnesinde Batman ve Joker’ı beraber kahkaha atarken gösterdiği ve bu iki karakter arasındaki ilişkiyi çok farklı bir açıdan ele aldığı için, son derece başarılı bir eser olarak kabul edilmektedir.

Alan Moore’u çizgi roman dünyasının bir efsanesi haline getiren ve ona müthiş bir ün sağlayan asıl çalışması ise, Killing Joke ile hemen hemen aynı sıralarda yazdığı Watchmen grafik romanıdır. “Quis custodiet ipsos custodes” yani “Gözcüleri kim gözleyecek?” sorusu ile başlayan ve biten Watchmen, sadece tüm zamanların en iyi grafik romanı olarak kabul edilmemekte, Time dergisinin yaptığı seçimlere göre “1923’ten beri yazılmış en iyi 100 İngilizce roman”dan biri olarak da görülmektedir. Watchmen’in aldığı yüzlerce ödül arasından, en önemlilerinden biri de Hugo Ödülü’dür. Çizgi roman için herhangi bir ödül bulunmayan Hugo Ödülleri, sırf Watchmen’e verilebilmesi için bir seneye mahsus, özel bir ödül yaratmıştır.

Süper güçleri olmamasına rağmen dövüş yetenekleri ve silah kullanımı gibi, kendilerini geliştirdikleri alanlarda diğer insanlardan üstün olan “süper kahramanların” hikâyesini anlatan Watchmen, bu karakterleri Soğuk Savaş döneminde, nükleer savaş korkusunun tam ortasına yerleştirmektedir. İçlerinde gerçekten süper güçlü tek kahraman olan Dr. Manhattan’dan, “Her şeyin ne kadar büyük bir şaka olduğunu anlayınca, komedyen olmak mantıklı olan tek şeydir” düşüncesiyle hareketen eden nihilist Comedian’a, bütün bu süper kahramanlığın, çocukken oynadıkları bir oyun olduğuna karar vermiş Nite Owl’dan, maskesini gerçek yüzü olarak gören, akıl hastası Rorschach’e kadar, karmaşık psikolojileri nedeniyle çevreleri olduğu kadar kendileriyle de savaşan karakterleri anlatmaktadır.

Bir üniversite öğrencisi tarafından hazırlanan ve kendisi ile ilgili bir belgesel olan “The Mindscape of Alan Moore” için verdiği bir röportajda “Onları, çizgi romandaki süper-insanları, “süper”den çok insan gibi göstermeye ve git gide daha karmaşık bir hal alan dünyada hayatta kalma çabalarını okuyucuya aktarmaya çalıştık.” diyen Moore, Watchmen ile süper kahraman türünü gidebileceği kadar ileri götürdüğünü söylemektedir.

Alan Moore, Watchmen’den sonra DC Comics için yapacağı “Twilight of the Superheroes” adlı çalışma kabul görmediği ve zaten yayıncılık hakları ile ilgili problemleri de olduğu için, DC’den ayrılmaya karar vermiştir. V for Vendetta’nın Amerika’da yayınlanması bitince, 1989 yılında da firmadan ayrılmıştır.

DC’den ayrıldıktan sonra, serbest olarak çalışmaya başlayan Moore, yaklaşık on yıl süreyle, efsanevi İngiliz katil Karındeşen Jack ile ilgili, 573 sayfalık bir grafik romanını yazmıştır. Tam on yıllık bir araştırma ve emeğinin ürünü olan “From Hell”, Moore’un en fazla gurur duyduğu çalışmalarından biridir:

“[…]Evet, From Hell, onunla gurur duyuyorum. Büyük, karanlık, muazzam bir çalışma.”

From Hell’in yayınlanmasından sonra, “Ateşin Sesi” adlı bir kitap yazan ve bağımsız çalışmalarına da devam eden Moore, “Lost Girls” adlı, “Alice Harikalar Diyarında”, “Oz Büyücüsü” gibi çocuklara yönelik edebiyat eserlerinin, erotik anlamlarını açıklamaya çalıştığı bir grafik roman daha yazmıştır. Bu sıra dışı çalışmasından sonra, yayın hakları konusunda kendisiyle benzer fikirleri olan Image Comics firması için bazı senaryolar yazdıktan sonra, kendisinin başyapıtlarından biri olarak kabul edilen bir grafik roman serisi üzerine çalışmaya başlamıştır: The League of Extraordinary Gentlemen.

Victoria dönemi edebiyatından pek çok ünlü karakteri bir araya getiren bu eser, Alan Moore tarafından, “Victoria Döneminde geçen bir Justice League” hikâyesi olarak adlandırılmıştır. H.G Wells’in “Görünmez Adam”ından Jules Verne’in “Denizler Altında 20.000 Fersah”ına pek çok eserin karakterlerinin kullanıldığı bir çalışma olan League of Extraordinary Gentlemen da, Moore’un sinemaya uyarlanmış eserlerinden biridir.

Çizgi roman dışında, saf bir sanat formu olarak gördüğü sihirbazlıkla da uğraşan Moore, uzun, önceden planlanmış ayinler şeklinde ilerleyen gösteriler yapmakta ve bu gösterilerini şiirler okuyarak daha etkili hale getirmeye çalışmaktadır. Sihre olan ilgisini, Promethea adlı bir grafik romanda da belirten Moore, 2007 yılında Lost Girls’ü beraber yazdığı Melinda Gebbie ile evlenmiştir. Şu sıralarda, Northampton’da yaşamaya ve yeni eseleri üzerinde çalışma devam etmektedir.

Glycon adlı, yılan formunda, eski bir Roma tanrısına tapan, hasılatı milyon dolarlar ile ölçülen çizgi romanlarından uyarlanmış filmlerden bir kuruş bile kabul etmeyen, hiçbir büyük çizgi roman firması için asla çalışmayacağını söyleyen, evinden dışarı fazla çıkmayan, korkutucu bir dış görünüşe sahip olan Alan Moore, aslında toplumda eşitliği savunan, azınlıkların haklarını koruyan, çılgın görüntüsüne rağmen, oldukça sakin, mütevazı ve izole bir hayat sürmeye devam eden bir yazardır.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Alan Moore
MesajGönderilme zamanı: 25 Şub 2011, 16:19 
Çevrimdışı
Albay
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 27 May 2006, 20:17
Mesajlar: 2295
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Şehir: ankara
Hocam ellerine sağlık çok güzel olmuş.

Aslında bir de "İngiliz ÇR Ustaları" bölümü açıp, bu başlığı oraya taşısak daha güzel olur. Bir Neil Gaiman olsun, Alan Moore olsun İngiliz ustalar Amerikan ana akım çizgi romanına çok şey katmışlardır.

_________________
"Try not to trim the truth to suit your needs: Mankind is kept alive by monstrous deeds!"
(The League of Extraordinary Gentlemen, Volume III: Century)


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Alan Moore
MesajGönderilme zamanı: 25 Şub 2011, 16:35 
Çevrimdışı
Baltalı İlah
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03 Şub 2009, 22:21
Mesajlar: 366
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: Montreal, QC
Valla mantıklı aslında, ben bir an tereddütte kaldım acaba Avrupalı ÇR ustalarına mı açsam diye, ama sonra Garth Ennis'i falan burada görünce herhalde buraya ait diye düşündüm. Gerçi üzerinde çalıştığı tür Amerikan çizgi romanı olduğu için "Amerikan Çizgi Romanı" Ustası olarak da görebiliriz Moore'u.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Alan Moore
MesajGönderilme zamanı: 25 Şub 2011, 17:21 
Çevrimdışı
Antioryantalist
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Haz 2006, 00:16
Mesajlar: 1616
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: Dersaaddet
Alan babayı en iyi anlatan kısa öykü, kankası Neil'in anlatımıyla:

Resim
Resim

_________________
http://www.lebriz.com/pages/lsd.aspx?lang=TR&authorID=15&bhcp=1


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Alan Moore
MesajGönderilme zamanı: 26 Şub 2011, 08:51 
Çevrimdışı
Spiderman Fanatiği
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Ağu 2006, 17:15
Mesajlar: 827
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: İzmir
berkuralcan ellerine sağlık. Çok güzel bir çalışma olmuş.

Alıntı:
Aynı yıl içinde, karısının çocukları ve çiftin ortak sevgilisi Deborah ile birlikte onu bırakıp kaçması ise, Moore’un bugün bile hiçbir film ve röportajında bahsetmediği bir konudur.


Bunu ilk defa öğreniyorum. Nette bu konuyu araştırdığımda wikipedia ve comicvine bu olayın 1978 yılında gerçekleşmediğini yazıyor.

@comicvine

Alıntı:
Known to by friends as "Debbie", she is the one time mutual lover to the married couple of Alan Moore and Phyllis Moore. When Phyllis and Alan broke up in the early 90s, Debbie and Phyllis remained lovers


@wikipedia

Alıntı:
Following this, in 1991 the company Victor Gollancz Ltd published Moore's A Small Killing, a full length story illustrated by Oscar Zarate, about a once idealistic advertising executive haunted by his boyhood self. According to Lance Parkin, A Small Killing is "quite possibly Moore's most underrated work."[7](p49) Soon after this, Mad Love itself was disbanded as Phyllis and Deborah ended their relationship with Moore, taking with them much of the money that he had earned from his work in the 1980s.[7](p25)

_________________
http://carnage86.wordpress.com

Happiness is prison,Evey.Happiness is the most insidious prison of all.-V@V for Vendetta


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Alan Moore
MesajGönderilme zamanı: 26 Şub 2011, 11:54 
Çevrimdışı
Baltalı İlah
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03 Şub 2009, 22:21
Mesajlar: 366
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: Montreal, QC
Üstat doğru diyorsun, şimdi bakınca ben de gördüm bu bilginin yanlış olduğunu. Fakat dediğim gibi, yazıyı hazırlayalı yıllar oldu ve şu an o bilgiyi nereden aldığımı pek hatırlamıyorum, teyit edebileceğim bir adres yok yani.

Şimdilik değiştirmiyorum, çünkü Wikipedia ve Comicvine'da da farklı tarihler verilmiş. Bakmaya devam ediyorum, somut bir tarih bulursam ekleyeceğim.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Alan Moore
MesajGönderilme zamanı: 07 Mar 2011, 08:46 
Çevrimdışı
Antioryantalist
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Haz 2006, 00:16
Mesajlar: 1616
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: Dersaaddet
Alan baba LEOG:Century'nin 2.cildini ne zaman çıkaracak diye nette bir haber ararken tesadüfen şuna rastladım, pek güldüm :mrgreen:

Resim

_________________
http://www.lebriz.com/pages/lsd.aspx?lang=TR&authorID=15&bhcp=1


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC+02:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye