Resimli Roman

Çizgi roman sevenlerin adresi
Zaman: 13 Ara 2018, 17:21

Tüm zamanlar UTC+02:00




Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 77 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 21 Kas 2012, 21:29 
Çevrimdışı
Resimli Roman Filozofu
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Nis 2009, 02:16
Mesajlar: 307
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: New Vegas
Sinema, müzik, edebiyat ve çizgiroman gibi sanat dalları üzeine röportaj ve makallerin paylaşıldığı güzel bir site buldum. Orda paylaşılmış bir yazı dikkatimi çekti. Hoz yayınlarının sahibi Haşim bey tarafından yazılmış. Yayınlardan birinden bu yazı alınmış olabilir.

“Biz gerçekten çok mutluyduk”

Bizler savaş görmüş olmasak da… Atalarımızın Kırım’da, Trablusgarp’ta, Yemen’de, Çanakkale’de yaşadıklarına bir nebze olsun şahit olmuş anne ve babaların devamcısı niteliği taşıyoruz…

Biz geçmişteki büyüklerimize göre çok şanslıydık…

Bugünkü gibi belki son derece modern, elektronik oyuncaklarımız, uçaklarımız, bilgisayarımız, internetimiz, playstationlar’ımız olmasa da…

Bizim yiyecek hormonsuz gıdalarımız, soluyacak temiz havamız, çeşmeden içeceğimiz suyumuz, rahat rahat tahta atlarımızı koşturacağımız bostanlarımız, çelik çomaklarımız ve en önemlisi Çelik Blek Teksasımız, Tommiksimiz, Kaptan Swingimiz, Zagorumuz, Teksimiz vardı…

Şöyle bir düşünüyorum da…

Biz gerçekten çok mutluyduk…

Düşünüyorum da, bizim çocuklarımız gerçekten bizim kadar mutlu mu acaba?

Geçmişte haftada 70 binlik satış rakamlarını gören çizgiroman artık ülkemizde eski rağbeti görmediği için tamamen bir lüks tüketime dönüştü adeta… Her ne kadar ben çizgiroman okuyorum diye anne ve babası tarafından azarlanmayan bir çocuk olsam da, o dönemlerde çizgiroman okuduğu için neredeyse dayak yemeyen, azar işitmeyen çocuk yok gibiydi…

Neymiş çizgiroman çocuklara şiddet aşılarmış, çizgiromanda vahşet varmış… Buna kesinlikle katılmıyorum. Zaten buna bir tek benim katılmamam değil marifet, Amerikalı, çizgiromanı okullarına ders olarak müfredata çoktan girmiş… Benim dört yıldır söylediğimi meğer Amerikan Maryland Üniversitesi araştırmacıları hep söylerlermiş son zamanlarda ve “Çizgiroman, çocuğu kitaplara yakınlaştırıyor” derlermiş…

Bir yayıncı olarak Türkiye’nin dört bir yanından çizgiromanseverlerle karşılaşıyoruz, tanışıyoruz, hoş sohbetler ediyoruz… Hepsi geçmişte çizgiroman okudukları için kendilerini çok şanslı olarak adlandırıyorlar… Hepsinin bugün kocaman kocaman kütüphaneleri var evlerinde… Ve bir tanecik evlatlarına çizgiroman okutmak için mücadele veriyorlar bugün kendilerince…

Hozcomics,. Türkiye genelinde bir şeyleri kurtarmaya çalışıp, bir kaç çocuğa okumayı sevdirse kendini şanslı görürken aynı durumu Adana’da kendine vazife olarak gören Dünyayı Kurtaran Sahaf çizgiroman adına hoş çalışmalar yürütüyor…

Bu yazıyı yazarken sevgili Bora aracılığıyla 3-5 anne-babanın dikkatini çekip, 3-5 çocuğu okumaya alıştırırsak ne mutlu bize dedim içimden…

Sevgili büyükler, ne olur çocuklarımıza okuma alışkanlığını aşılamak için elimizden geleni yapalım… İlla çizgiroman olacak diye birşey yok… Okusunlar da ne okursa okusunlar…

Bıkmayalım, sıkılmayalım… Onların ellerinde internet gibi, playstation gibi çok güçlü silahlar olabilir… Ama biz sabrımızla ve aklımızla onları yenmeyi bilelim…

Bir kere…

Bir sayfa okusalar…

İş bitmiştir zaten…

Bizler yedimizde neysek yetmişimizde de o olacağız… Yeter ki içimizdeki çocuğa birşey olmasın!

Sevgiyle kalın…


Yazar: Haşim Öz

http://bedavasirke.net/cizgiroman/yedimizde-neysek-70te-de-o-olacagiz/

_________________
"I've seen things you people wouldn't believe.Attack ships on fire off the shoulder of Orion.I watched C-beams glitter in the dark near the Tannhäuser Gate.All those moments will be lost in time like tears in the rain.Time to die." Roy Batty; a night in November 2019; Somewhere in Los Angeles


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 16 Ara 2012, 11:07 
Çevrimdışı
Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 May 2006, 06:01
Mesajlar: 3196
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Şehir: kuşadası
[img=center]http://cdncms.zaman.com.tr/2012/12/16/yalaz.jpg[/img]
Karaoğlan’ın çizeri Suat Yalaz’ın (80) anlattığı sıradan bir hikâyede bile onlarca yeni bilgi var. İşte bir kahramanın doğurduğu yeni kahramanlar...

Eseri sahibinin önüne geçen yazarlar olur ya. Suat Yalaz işte öyle biri. Karaoğlan, Son Osmanlı Yandım Ali gibi kahramanlar beyazperdede gişe rekorları kırarken sustu, çizgileriyle konuştu. Çizgi romana Türk tarihini taşıyan, sinemamızdaki ‘kahraman’ furyasını başlatan, Kartal Tibet’i keşfedip parlatan Yalaz, Karaoğlan’ı anlatırken sinema dünyasının bilinmeyenlerini deşifre ediyor.

İlk önce Karaoğlan’ın ete kemiğe bürünme süreci. Yıl 1959. Abdullah Ziya Kozanoğlu, Ömer Lütfi Akad’a asistanlık yapan, ‘avantür filmler yapmak’ için farklı hayatlara yelken açan Yalaz’ı Akşam gazetesine çağırır; resimli roman yapan Ragıp Tahir’e yardımcı birilerini aradığını söyler. Anormal bir para teklif ederler, 800 lira kazanırken 2 bin lira… Konu: Viyana Muhasarası. Milliyetçi olduğu için kabul etmez, ilk Türkleri resimlemek istediğini söyler. Malik Bey ‘Madem istemiyorsun...’ der, Cengiz Han’ın romanından yazılar verip resimlemesini ister. Yani küçücük bir beylik Kozanoğlu imparatorluğuna karşı galip gelir ve ilk defa konusunu Türk tarihinden alan bir çizgi roman gazetelerde boy gösterir.

[img=center]http://cmsmedya.zaman.com.tr/2012/12/16/yalaz-2.jpg[/img]
Suat Yalaz (sağda) Kartal Tibet’e (ortada) Karaoğlan için ‘Seni seçtim’ diyor. (1965)

Bu kahraman, Kaan. Deli dolu, disiplinsiz, kadın düşkünü, yağız bir delikanlı… Metinler Kozanoğlu’na, çizimler Yalaz’a ait. Yalaz, erotizmin dozunun kaçtığını düşünerek düzenlemeler yapar, punk saçlarını tarayıp Orta Asya Türklerine benzetir. Aralarında münakaşa çıkınca Yalaz, ‘Sinema hastasıyım, senaryo yazıyorum, biraz da benim düzeltmelerim olsun.’ deyip durumu kotarır.

1,5 yıl sonrası: Kozanoğlu, gazeteden ayrılır. Çocukluğundan beri neden Anadolu’dan kahraman çıkmıyor diye hayıflanan genç çizerin önüne büyük bir fırsat çıkar. Hileli bir yola başvurur, Kaan’ı Karaoğlan’a (Kara biri olduğu için de adı Karaoğlan konur) çevirir. Sadece isimler değişmez. Yurtdışında eğitim alan, ‘avangart ve ilerici’ bir çizerin kahramanı gider, yerine tutucu Anadolu çocuğunun delikanlısı gelir. Güzel kadın görünce görevi unutan oğlan, kızların peşinde koştuğu biri olur. Daha dengeli, gençlere örnek olacak, bugünün üniversite öğrencisine denk gelen biri... Yalaz’ın bu dönemde etkilendiği bir kahraman var: Fransızların 1950’li yıllarda çektiği Fanfan La Tulipe filmindeki baş karakter. Deli dolu o genç, karakteri oluşturma sürecinde sık sık aklına gelir; gömleği, pantolonu, ata binme-zıplama yeteneği… İlk başlarda çok adam öldüren karakteri değiştirir, ölümleri maskeler, mecburen öldüren biri haline getirir. Sonrası malum; gazetenin tirajını katlar, seri olarak basılır, yok satar, atına binip beyazperdeye zıplar.

[img=center]http://cmsmedya.zaman.com.tr/2012/12/16/yalaz-3.jpg[/img]
Tibet ile Yalaz film setinde.(Soldan birinci ve ikinci)

Karaoğlan, benim cahilliğimden camiye gitmedi

Filme başlayacağım zaman kimler aramadı ki? Ayhan Işık, ‘Suatçığım bu rol için kardeşini düşünüyorsun di mi?’ dedi. ‘Bıyıklarını kesmezsin.’ dedim. Sıcak bakmadığımı görünce üstelemedi. Yılmaz Güney ‘Kapkara karşındayım, niye arıyorsun hâlâ’ dedi. Resme uymadığını söyleyince küstü. Cüneyt Arkın menajerini gönderdi, sonra gelip yalvardı. Bana kızdı, sirklere gitti, Malkoçoğlu oldu.

Karaoğlan boy pos hariç aynen ben. İçimde hissetmeseydim, çizemezdim. Ne söylemek istiyorsam onu kullanıyordum. Pata küte dövüyordum birilerini. Ben de deli dolu, gözüpek biriyim, kabıma sığmam.

Karaoğlan camiye girip çıkmıyor. Biraz benim cahilliğimden öyle oldu. İslami açıdan doğru düzgün bir kültür almadığım için bilmiyordum, cesaret edemedim. Bugün çizsem daha zengin olur. İslamiyet’e sahip çıkar, sık sık camiye girer, hocaları mollaları dinler.

Kartal Tibet ile Ertem Eğilmez her şeyini bana borçlu. Alkol ve kumar düşkünü kafa dengi. Kartal’la düşmanız. Röportaj verirken bile benim adımı bırakın Karaoğlan’ın adını anmıyor. Sette çok disiplinli çalıştı, işimi kolaylaştırdı. Yılmaz Güney, Ayhan Işık gibi hakiki bir star değil. Sekiz numaralı bir aktör.

İki oğlum var. Birinin adı Olcay To, birinin Kaan. Olcay To, Kozanoğlu’nun Atlan romanındaki bir kahraman. Sarılık hastalığıyla doğdu, geçirdiği havalelerden dolayı beyninin bir kısmı yandı, 46 yaşına kadar yaşayabildi. Normal büyüseydi, tipik bir Karaoğlan olacaktı. Şimdi onun hayatını yazacağım. Adı: Abilim.

Çizgi roman kök salamadı, çünkü çok üst düzey bir iş. Hikâye anlatmayı, çizmeyi bileceksin. Zor… Pazar kalmadığı için de yeni çizerler yetişmiyor.
‘Ertem Eğilmez sayemde sinemacı oldu’

[img=float-right]http://cmsmedya.zaman.com.tr/2012/12/16/yalaz-adam.jpg[/img]Şimdi film süreci: Ertem Eğilmez’in çıkardığı Ses mecmuasına karikatürler çizen Yalaz, dergi kapanma noktasına gelince Karaoğlan’ı beyazperdeye aktarmaya karar verir. Yol arkadaşı Eğilmez’i motive eder, çizgi romanlarının yayınlandığı Çağlan Yayınları’ndan 100 bin lira kredi çekip yola koyulur. Altan Erbulak, Münir Özkul gibi arkadaşlarına rol veren Eğilmez, Yalaz’ın deyimiyle arkadaşına ihanet eder, Bülent Oran’ın senaryosunu çekmeye başlar. Ancak işler istediği gibi gitmez, batar. Genç çizer, yaşananlara rağmen diyaloğu koparmaz, “Laf değil, görüntü komiği çek. Öztürk Serengil diye bir figüran var, onu başrole çıkar.” der arkadaşına. Dediklerini aynen uygular Eğilmez, filmi büyük hasılat yapar, sinemaya yeni bir yıldız kazandırır, Arzu Film’i kurup devleşir. “Karaoğlan’dan bir şey olmaz” diyen arkadaşına sinirlenen Yalaz, yönetmenliğe soyunur. İlk önce Halit Refiğ, Ertem Göreç, Fevzi Tuna gibi dönemin gözde sinemacılarının yer aldığı bir jüri oluşturur, iki üç metre boyunda ‘Karaoğlan aranıyor’ afişleri hazırlayıp büyük şehirlere astırır. Yüzlerce fotoğraf gönderilir başvuru yeri olarak belirlenen Akşam Gazetesi’ne. Ayhan Işık, Yılmaz Güney, Cüneyt Arkın yıldız oyuncular rolü kapmak için arar yönetmeni. Ancak aranan kan bir türlü bulunamaz.

[img=center]http://cmsmedya.zaman.com.tr/2012/12/16/yalaz-4.jpg[/img]
Karaoğlan ilanlarla aranmıştı.

Kim olabilir diye düşünürken, lise yıllarında bir mecmuada okuduğu ‘Yıldız Kenter, Kartal Tibet adında genç bir tiyatrocuyla flört ediyor’ haberi gelir aklına. İsmi hoşuna gitmiştir. Araştırmaya başlar, tiyatrocu olduğunu öğrenince görüşmek için Ankara’daki büroya çağırır. İlk görüşmede dış görüntüsü kafasındaki fotoğrafa uyduğu için rolü teklif eder ve Karaoğlan sayfası açılır.

Karaoğlan Geliyor’u kaçak çektiler

Yeşilçam’a bomba gibi giren Kartal Tibet ile Suat Yalaz arasında beşinci filmden sonra bir husumet yaşanır. Ekonomik sıkıntı yaşayan Yalaz, Tibet’e biri Türkiye’nin ilk James Bond’u olacak Yüzbaşı Kartal ile Karaoğlan serisinin devamı niteliğinde bir film çekmek istediğini söyler. Tibet, kabul eder. Ancak çekim zamanı yaklaştığında yıldız oyuncunun Hülya Koçyiğit’le başrol oynayacağı bir film için Türker İnanoğlu’yla el sıkıştığını öğrenen Yalaz, gemileri yakar, seriye son verir. Araplarla çektiği bir Karaoğlan’dan sonra da (başrol Kuzey Vargın) Fransa’ya yerleşir. Bu sırada ‘Sayemde yönetmen oldu.’ dediği Ertem Eğilmez ile yıldızını parlattığı Tibet bir araya gelip Karaoğlan Dönüyor adında (yön: Mehmet Aslan) korsan bir film yaparlar. Yalaz ikisini de mahkemeye verir, 5 yıl sonra tazminatını alır. Yargıtay tarafından yakılmasına karar verilen filme dokunulmaz.

AYHAN HÜLAGÜ
http://zaman.com.tr/pazar/bugun-cizsem- ... 29093.html

_________________
Çizgi Roman Kültürdür!


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 18 Ara 2012, 08:26 
Çevrimdışı
Baltalı İlah
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24 Eki 2012, 03:12
Mesajlar: 215
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Göçmen çocukları, evsizler, minik tutuklular. Hepsi aynı çizgi roman için çalışıyor. Projenin mimarı İskender Savaşır "Dalgın Sular'da bir zaman kayması yaşanıyor ve geçmişten günümüze İstanbul'un tüm karakterleri aynı zaman diliminde yaşamaya başlıyor," diyor
MİREY MESEYYA
Sabah

Psikoterapist İskender Savaşır, bir yıldır Dalgın Sular adlı bir çizgi roman üzerinde çalışıyor. Tüm çocukluğunu çizgi roman okuyarak geçiren Savaşır, psikoterapinin yanı sıra Bilgi Üniversitesi'nde sanat tarihi dersleri de veriyor. Çizgi romandaki tüm hikayeler çocuklar ve gençler tarafından yazılıyor. 1999 depremini yaşayan Adapazarlı kızlar, hapishanelerde tutuklu olan ve dışarı çıkacakları günü bekleyen gençler, kentsel dönüşüm çerçevesinde evleri yıkılan Ayazmalılar ve Adapazarı'ndaki göçmen çocukların gönüllü çalışmalarıyla hazırlanan çizgi roman, piyasaya 21 Aralık'ta çıkacak. Bu ilk fasikülde, İstanbul geçmişiyle yüzleşecek. İskender Savaşır'la bu proje hakkında konuşmak üzere psikoterapi seanslarını yürüttüğü Karaköy'deki ofisinde buluştuk.
- Dalgın Sular projesini bize anlatır mısınız?- Dalgın Sular, fantastik bir anlatı evreninde geçen haftalık bir çizgi roman. İstanbul'da, 1980'lerde Haliç'in dibi temizlenirken bir şeyler oluyor ve İstanbul geçmişini 'kusmaya' başlıyor. Ve öyle bir an geliyor ki, İstanbul geçmişiyle iç içe yaşamaya başlıyor. Bu kadar iri bir konuyu çizgiye dökmek için çok farklı gelenekleri bir araya getirdik: İllüstratör, ressam, hattat, minyatür ve karikatür geleneğini bir ortamda buluşturduk. Tabii bu kadar şeyin bir araya gelmesi de kakofoni yaratabilir. Biz o riski göze aldık. Bence bütün çeşitliliğe rağmen bir üslup, bir ahenk yakaladık. Bu iddialı bir proje. Çünkü sosyal sorumluluk yönü de var. 80'lerde Latife Tekin'in çok sözünü ettiği 'yoksulların enerjisi'ni seferber etmek istedik. Ve şu an bu projede 120 kişi çalışıyor.

BAŞROLDE ÇOCUKLAR VAR
- Kimdir bu kişiler ?- ENKA'nın Adapazarı'nda depremzede çocukları için kurduğu okuldaki öğrenciler, kentsel dönüşüm çerçevesinde ilk yıkılan mahalle olan ve Sefaköy'de çadırlarda yaşamaya mahkum edilen Küçükçekmece'deki Ayazma mahallesi sakinleri ve bir de suçlu çocuklar. Aslında asıl isteğim, suçlu gençlerle birlikte çalışmaktı. Metris'te tutuklularla çalıştık. Biz hükümlülerle değil de tutuklularla çalışmayı seçmiştik. Onlar da devamlı tahliye olmayı bekliyorlardı. Dolayısıyla hapishanenin içinde kendilerine bir hayat kurmak için bir yatırımları yok. Halbuki mahkumlar kaç yıl kalacağını bildikleri için, ona göre hayat kuruyorlar. Bizim acemiliğimize geldi. Sivil toplum örgütleri bir sürü cezaevinde çalışmalar yapıyor. Bizi en az iş yapılan yere, tutuklular bölümüne yönlendirdiler. Ama hikaye de oradan çıktı.

ÇİZGİ FİLM DE YAPACAKLAR
- Nasıl bir çalışma yürüttünüz?- Biz ekibimizle birlikte biraz önce bahsettiğimiz gruplara hem çizerlik eğitimi hem de yazarlık eğitimi veriyoruz; onlar için yeni bir hayat oluşturuyoruz. Bu eğitimde temel desen kursları, hat, karikatür gibi dersler var. Her pazar Sefaköy'deki çocuklara gidiyoruz, ya da onlar buraya geliyor. Adapazarı'na haftada iki gün gidiyoruz. Adapazarı'nda bayağı bir ekip oluştu, şu an 15 gençle ciddi bir çalışma içindeyiz. Hikayeyi de onlar yazıyor. Biz burada merkezde anlatı evrenini kurduk, girişi hazırladık, bazı süper kahramanlar icat ettik. Bunlar bizim temel figürlerimiz. Onun dışında bu evren içindeki tüm hikayeleri onlar yazıyor. Giderek bizim payımız düşüyor. Şu anda fiilen 60 kişi çalışıyor. Bu çalışmayla sivil toplum çalışmaları açısından da bir model önermek istiyoruz. Çocuklara iş yapmayı da öğretiyoruz.
- Çizgi roman yayımlanmaya başladıktan sonra neler yapmayı planlıyorsunuz?- İkinci adımda, biraz para kazanmaya başladığımızda bilgisayar oyunlarına girişeceğiz aynı mantıkla. Programcıları çocuklara götüreceğim ve onlara bilgisayarla çizim eğitimi vereceğiz. Aynı çalışma tarzıyla animasyon, dizi film ve müzik gibi farklı alanlarda da girişimlerimiz olacak.
- Çizgi roman merakınız çocukluktan kalma mı? - Çocukluğumdan kalan bir şeyler var tabii ki. Ben İngilizce'yi önce çizgi romanlardan, sonra da Shakespeare'den öğrendim.
- Beğendiğiniz çizgi roman kahramanları var mı?- Tüm Marvel Comics kahramanları. Ama Dalgın Sular'da bu kahramanlara gönderme yok. İslami kaynaklardan da besleniyoruz, mesela bizim X Men'imiz Yedi Uyuyanlar.
- Gelecekte yeni projeler var mı? - Seneye Diyarbakır Üniversitesi'yle birtakım çalışmalar yapmak istiyoruz. Moğollar diye bir fasikül çıkarmayı planlıyoruz.

_________________
Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) http://cizgiromanokurlariplatformu.blogspot.com/


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 06 Şub 2013, 15:45 
Çevrimdışı
Özel Alfa Ajanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15 Kas 2010, 12:48
Mesajlar: 3397
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: Gaziantep-Amsterdam
http://www.ilkkimbuldu.com/cizgi-romani-kim-buldu/

_________________
-Love me two times baby...One for tomorrow, one for just today. I'm goin'away-


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 04 Mar 2013, 12:18 
Çevrimdışı
Özel Alfa Ajanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15 Kas 2010, 12:48
Mesajlar: 3397
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: Gaziantep-Amsterdam
Ünlü çizgi karakter Batman'in televizyon dizisinde kullandığı efsanevi arabası Batmobile açık arttırmada 4,2 milyon dolara alıcı buldu.

ABD'de bulunan Barrett-Jackson müzayede evi sözcüsü, cumartesi yapılan müzayedede, Batmobile'ı, Arizonalı 56 yaşında iş adamı Rick Champagne'nin aldığını açıkladı.

Dizinin yayımlandığı tarihte 10 yaşında olan Champagne, müzayede sonrasında, "Hayallerim gerçek oldu" dedi.

Batman'in 1960'larda yayımlanan televizyon dizisinde kullanılan etrafı kırmızı çizgilerle çevrili siyah Batmobile, dizi için George Barris tarafından Ford'un Lincon Futura modelinden modifiye edilmişti.

Batmobile'ın, müzayedeye otomobili ortaya çıkaran isim olan George Barris tarafından sunulduğu da kaydedildi.

(EnSonHaber)

Resim

_________________
-Love me two times baby...One for tomorrow, one for just today. I'm goin'away-


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 04 Mar 2013, 13:43 
Çevrimdışı
Yalnız Kovboy
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Ağu 2006, 23:58
Mesajlar: 2626
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Süpermiş. Bir de para mutluluk getirmez derler...

_________________
Acele içinde , yavaş olabilmeyi öğrenmelisin.
W.Earp


Başa dön
   
MesajGönderilme zamanı: 06 Tem 2013, 21:21 
Çevrimdışı
Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 May 2006, 06:01
Mesajlar: 3196
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Şehir: kuşadası
Geçen hafta umduğumdan uzun süren bir kaçamağın ardından evde biriken postayı ayıklarken çok uzun süredir ihmal ettiğim eski dostum Kızılmaske’yle karşılaştım.

Şanslı bir çocuktum, kendisi de çizgi romanları çok sevmiş bir babam ve amcam vardı.
İlkokuldayken bakkala adıma açılmış hesabın dışında iki veya üç çizgi kahramanı takip edebileceğim ayrı bir harçlığım vardı ki; bugünkü karşılığı herhalde haftalık 1020 liraya filan denk gelir.
Zagor şaşmazdı... Sonraları çok seveceğim Teks ile Mister No ve Kızılmaske ise opsiyonel. Zaten almadıklarımı da arkadaşlarımla değiş-tokuş veya “Sen bunu oku, ben bunu” yöntemiyle bakkalın önünde okuyordum.
Zembla, Mandrake, Kaptan Swing, Teksas, Tommiks, hafiften tırssam da Kinowa ve diğerleriyle böyle tanıştım. Korku, Killing, Vampirella vb için biraz zaman ve biraz kaçamak cesareti gerekiyordu açıkçası.
Geçen hafta umduğumdan uzun süren kaçamağın ardından evde biriken postayı ayıklarken çok uzun süredir ihmal ettiğim eski dostum Kızılmaske’yle karşılaştım.
Zaman ve taşınmalar içinde büyük ölçüde dağılan çizgi romanlar arasında sadece iki farklı Kızılmaske edisyonu kaldı.
Biri yıllar önce rahmetli Oğuz Aral’ın hediye ettiği İngilizce tıpkıbasım albüm, diğeri de 1950’lerde yayımlanan renkli-siyah/beyaz iki fasiküllük Esrarlı Ada macerası.
Çocukluk yıllarımda Tay Yayınları’ndan okuduğum maceraları artık evin çekecek hali kalmayınca iyi bakacağına emin olduğum arkadaşlarıma, kardeşlerime aktarmıştım.

YAKIŞIKLI KIZILMASKE
Bu kez Büyülü Çizgi Roman gayet yakışıklı bir Kızılmaske hazırlamış.
Çizgi Roman ve diğer güzel şeyler konusunda donanımlı ve yetkin isimlerden Ege Görgün hem çeviriyi üstlenmiş hem de üzerinde düşünmeye değer bir önsöz yazmış.
Kızılmaske’nin sevilen çizgi roman kahramanlarından biri olmasını vurgularken, politik doğruculuk açısından tartışılması gereken bir kahraman olduğuna da dikkat çekmiş.
Yerlilere davranış tarzı, otoriter bir figür olması, çevreyle/ormanda yaşayan diğer canlılarla kurduğu iletişimi sorgulayan ancak Kızılmaske’yi yerden yere de vurmayan bir bakış açısı.

1930’LARIN PHANTOM’U
Lee Falk’un 1930’larda Phantom adıyla dünyaya armağan ettiği, kuşaklardır takip edilen, defalarca filmi yapılan (Türk yapımları da efsanedir) Kızılmaske’yi yine keyifle ve elbette nostalji rüzgârları eşliğinde okudum.
1960’lardan çıkıp gelen maceralarda kimi zaman köle tacirlerine, kimi zaman diktatörlük meraklısı bir generale haddini bildirdi yine.
Kıyafeti bildiğimiz mordur, bu memlekette de anti-komünizm modası hiç geçmez ama Kızılmaske olarak tutunmayı başarmıştır.
10 kaplan gücündedir, vurduğu yerde kurukafa izi biter, Diana Palmer’i sever, mağarasından her türlü fenalığa müdahale eder...
Adı Kızılmaske’dir, okuyan herkes bir şekilde sever.

Kanat ATKAYA - Hürriyet Gazetesi 06.07.2013

_________________
Çizgi Roman Kültürdür!


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 04 Eki 2013, 08:38 
Çevrimdışı
Baltalı İlah
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ara 2010, 09:12
Mesajlar: 260
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Seyfettin Efendi bugün Radikal kitap ekinde.
Yalın Alpay'ın incelemesiyle birlikte.

Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Hedefim Superman çizmekti
MesajGönderilme zamanı: 28 Eki 2013, 01:37 
Çevrimdışı
Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 May 2006, 06:01
Mesajlar: 3196
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Şehir: kuşadası
Bu yıl 75. yaşını kutlayan Superman'i, DC Comics için çizen bu topraklardan bir isim Yıldıray Çınar. Çocukluğundan beri 'Örümcek Adam, Superman çizsem' diye hayal kurmuş. Şimdilerde bu işten hayatını kazanıyor, ama o bir çizgi roman âşığı.
AYŞEGÜL ÖZBEK

Çizgi roman âleminin en popüler karakteri Superman bu yıl 75. yaşını kutluyor. ABD’nin en büyük çizgi roman şirketlerinden biri olan DC Comics geçen günlerde 75. yıl için bir video yayımladı bile. Yine Superman’le ilgili bu sefer bizim topraklarımızdan güzel bir haber var. DC Comics’ten bir teklif alarak Superman’i çizmeye başlayan ilk Türkiyeli çizer Yıldıray Çınar’ı meraklıları zaten biliyor. “Çocukluğumdan beri deli gibi çiziyorum” diyen Çınar için Superman’i çizmek bir çocukluk hayali. “Gün gelsin Örümcek Adam, Superman çizeyim diye yıllardır hayalini kurardım. Hayatım boyunca bütün hedefim buydu.”

ABD’deki çizgi roman dünyasında Türkiyeli çizerler olduğunu biliyoruz, ancak Superman’in dünya çapında bir popüler kültür ikonu olduğunu düşününce Çınar’ın başarısı ayrı bir yerde duruyor kuşkusuz. Superman’den sonra Superman - Batman için bir hikâye çizen Çınar’ın masasında şimdi de Supergirl var.

Kendisi de Superman’i çizmenin büyük bir ayrıcalık olduğunu söylüyor: “Çok güzel bir duygu, ama şimdi iş profesyonel oldu ve biraz arafta gibiyim. Sabah kalkıp işin başına oturduğumda, sayfanın ismini yazıyorum ya ‘Superman’ diye, bir şaşkınlık oluyor. Senaryo geldikten sonra onu kafanda canlandırıp da kâğıdın üzerine dökmeye başlamak gerçekten çok zordu. Bir de DC gibi büyük bir firmayla çalışıyorsan bunun sorumlulukları katlanıyor.”

Bir buçuk sene önce evrenini yenileyen DC Comics, bütün sayıları eskiye bağlı olmadan sıfırdan çıkarmaya başladı. “New 52” diye bir konsept oluşturdular. “Benim çizdiğim “Superman - Batman”in üçüncü sayısı bunların ikinci evrendeki tanışma öyküleri. Klark Kent ve Bruce Wayne’in çocuklukları. Superman’de ise klasik bir öykü.”
Çınar, üniversite yıllarında yine bir grup çizerle Çapa Çizgiroman Grubu’nu kuruyor. 1997’de ise fotokopi fanzin olan ÇAPA’yı çıkarmaya başlıyorlar. Çizgi romanı ilk eline aldığında okumayı bilmediğini söylüyor. “Conan’dı ilk elime geçen çizgi roman. O yaşta bir çocuk için ilk anda çizimlerden korkmuştum. Resim hocam bendeki yeteneği fark etmiş olacak, yağlıboya resimler yaptırıyordu. Ankara Güzel Sanatlar Lisesi açıldığında bana haber vermeden giriş sınavlarına bir gün kala dilekçe vermişti benim adıma. 24 saat içinde hayatımın gidişatı değişmişti.” Liseyi resim bölümünde okuyor, arkasından Eskişehir Anadolu Üniversitesi Animasyon Bölümü...

Özellikle Türkiye’de çizerler dünyaya açılmayı kendi imkânlarıyla başarıyor. Çınar da bunlardan biri. İnternet üzerinden oluşturulan forumların ve uluslararası fuarların bunda etkisi büyük. “İlk fuara gidişim kendi imkânlarımla oldu. Büyük umutlarla gitmiştim. Ama gördüm ki işler o kadar da kolay değil. Bağlantı ve diyalog gerekiyor. O sene birkaç editör ve çizerle tanıştım. Ondan sonraki yıl oldu olanlar. Kendime bir masa kiralamıştım ve DC’nin editörü doğruca masama gelip onlar için çalışmamı teklif etti.”
Yıllara yayılan çaba ve emek sonucunda bugün bu noktaya geldiğini anlatıyor: “5 dakikada okunan bir sayı ortalama bir ayda bitiyor” diyor.

“Bu işi hiçbir zaman para için yapmadım. Ama şu an bana para getiriyor, hayatımı kazanıyorum. DC, Marvel, Fransa, Türkiye... Neresi olduğu mühim değil. Benim âşık olduğum şey çizgi roman. İnternetin getirdiği yeni nesilde her şeye kolayca ulaşmanın, kolayca üretim yapıldığına denk geldiği gibi bir önyargı oluştu. Genç birinden şöyle bir e-posta almıştım: ‘Senin kullandığın kalemi kullanıyorum, ama seninki gibi olmuyor.’ Kalem yapıyor zannediyor onu. Her şeye hazır ulaştığı için illüstrasyonlar da 5 dakikada yapılıyor sanıyor. Manuel üretimi desteklemek ve bu işin yeterince üzerine eğilmek gerekiyor.”

‘Türkiye’de pek okunmuyor’

“Türkiye’de süper kahraman hikâyeleri çok okunmuyor. Çünkü kostümlü kahramanlar burayla, arka planımızla, şehrimizle bağdaşmıyor. Ülkemiz fantastiğe çok yatkın olmadığı için okunmuyor belki de. Bunu çok da garip karşılamıyorum. Bu zamana kadar süper kahramanlı üretimler pek olmamış. Ya mizah dergileri ya da tarihi çizgi romanlar var. Bir de herkes satacağından ümitsiz. Böyle yaklaşmamak gerekiyor. Karşılıksız bir süre üretim yapılsa belki bunun için bir talep çıkacak. Alan yaratmak demek talep yaratmak demek.”

Cumhuriyet 27 Ekim 2013

_________________
Çizgi Roman Kültürdür!


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 06 Kas 2013, 15:03 
Çevrimdışı
Baltalı İlah
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ara 2010, 09:12
Mesajlar: 260
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Level Dergisindeki "Roleplaying Günlükleri" sayfasında Seyfettin Efendi röportajı yayınlandı. (Kasım 2013)

Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 13 Ara 2013, 13:01 
Çevrimdışı
Baltalı İlah
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ara 2010, 09:12
Mesajlar: 260
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Resim

Bugün Seyfettin Efendi Sabah kitap ekinde.


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 21 Ara 2013, 11:12 
Çevrimdışı
Baltalı İlah
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ara 2010, 09:12
Mesajlar: 260
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Seyfettin Efendi’nin Kadıköy ziyareti…

http://www.gazetekadikoy.com.tr/haberDe ... berID=4946

Resim


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 09 Şub 2014, 14:02 
Çevrimdışı
Madalyonun Öteki Yüzündeki Adam
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 Eyl 2007, 21:45
Mesajlar: 1180
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Şehir: edırne
Konum: Edirne
http://spor.haberler.com/drogba-nin-hayati-cizgi-roman-oldu-5645046-haberi/


Didier Drogba’nın hayat hikayesinin anlatıldığı çizgi roman Fransa’da piyasaya çıktı.

Eserin ülkedeki tüm kitapçılarda 14 eurodan satıldığı, tüm gelirinin ise Didier Drogba Vakfı’na gideceği belirtildi.

Kitabın zaman içerisinde 7’den fazla dile çevrilmesinin planlandığı, bu diller arasında Türkçe’nin de bulunabileceği ifade edildi.

_________________
Kitap yorumlarımın tamamı için : http://ucalisan.blogspot.com.tr


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 19 Ağu 2014, 02:48 
Çevrimdışı
Kara Şövalye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 May 2006, 09:18
Mesajlar: 725
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: Antakya - Boston
Cumhuriyet Gazetesi'nden Arkabahçe/Ahmet Kocaoğlu/Daredevil haberi:
"Çizgi roman okuyarak yaşlanmak istiyorum"

Resim

Ertan Bey (JBC Yayıncılık) haberin linkini Facebook'ta paylaşmış.

_________________
ışık, daha fazla ışık!


Başa dön
   
 Mesaj Başlığı: Re: Basında Çizgi Roman
MesajGönderilme zamanı: 19 Ağu 2014, 07:35 
Çevrimdışı
Üstad
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 May 2006, 15:14
Mesajlar: 1982
Ettiği teşekkür:
Aldığı teşekkür:
Konum: Ankara
Zaten genç olduğu söylenemez.


Başa dön
   
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap ver  [ 77 mesaj ]  Sayfaya git Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki

Tüm zamanlar UTC+02:00


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma dosya ekleri gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye