Haberler

Haberler->Comics, Fumetti vs..->Türkler ‘ANÝME’ baþarýsýna kayýtsýz...   
Türkler ‘ANÝME’ baþarýsýna kayýtsýz...

Ruhlarýn Kaçýþý’ ile tanýnan Hayao Miyazaki, bu kez yeni vizyona giren ‘Yürüyen Þato’ ile gündemimizde.

Animasyonlarý ile ‘yeni sanatý soylulaþtýran kiþi’ olarak nitelendirilen yönetmen, filmlerinde insanýn insanla ve doðayla iliþkisi üzerine felsefî irdelemeler yapýyor. Miyazaki’nin filmlerini didaktik olmaktan çýkaran, ‘faydalý’ sözcüðünün yerini ‘manevî’ sözcüðünün almýþ olmasý. Buna raðmen Türkler, Uzakdoðu’dan gelen animasyonlarýn çoðuna önyargýlý. ‘Japon kültürüne uzaðýz’, ‘çizgi filmleri þiddet dolu’, ‘bütün karakterlerin gözleri futbol topu kadar; çünkü çekik gözlü Japonlar çok kompleksli’ gibi bir yýðýn kliþemiz ve genellememiz var.

Japon anime sanatçýsý Hayao Miyazaki’nin son filmi iki yýllýk bir gecikmenin ardýndan Yürüyen Þato ismiyle ülkemizde . Türkiyeli sinema izleyicisinin Oscar ödüllü Ruhlarýn Kaçýþý’yla hatýrlayacaðý Miyazaki, “Bu yeni sanatý soylulaþtýran kiþi” olarak biliniyor. Ünlü Japon yönetmen Akira Kurosawa, Miyazaki’nin My Neighbor Totaru’sunu yüzyýlýn en iyi yüz filmi arasýnda sayarken, Kiki’s Delivery Service adlý filmini de aðlayarak izlediðini ekliyor. Miyazaki çizgi olmayan bir film için bile uzun sayýlabilecek animeleriyle izleyiciyi kat’i bir güzellik duygusuna sürüklüyor.


Miyazaki animelerinde iyilerin daima iyi, kötülerin düpedüz kötü olduðuna dayanan indirgemeci söylemlerden de; dayatmacý didaktik anlatýmlardan da uzak durur. Buna karþýn filmleri, insanýn insanla ve insanýn doðayla iliþkisi üzerine felsefi irdelemeler yapar. Miyazaki’nin filmlerini didaktik olmaktan çýkaran, “faydalý” sözcüðünün yerini “manevi” sözcüðünün almýþ olmasýdýr. Onun renkli çizimlerden oluþan dünyasýnda her bitkinin ve hayvanýn ruhu vardýr. Ve ruhu olan her þey saygýyý hak eder. Çevre katliamlarýna karþý sert bir tepki içeren Prenses Mononoke’da, doðanýn korunmasýnýn gerekliliði “onu korumazsanýz yarýn bir gün yiyecek þalgam bulamazsýnýz” gibi bir faydacýlýktan deðil; bitki ve hayvan ruhunun hak ettiði saygý üzerinden inþa edilir. Miyazaki’nin filmlerinde kötüler bile, kötü olma süreçlerinin derinlemesine iþlenmesiyle, kötülükten kurtulabilme olasýlýklarýný hiç kaybetmezler. Ruhlarýn Kaçýþý’nda, ismini hatýrlayamayan ve bu yüzden köleleþtirilen ruhun, üzerine fabrika yapýlmak için kurutulmuþ bir nehrin ruhu olduðu ortaya çýkar. Kölelikten kurtuluþ, ancak ismini unutmamakla mümkündür.

Yürüyen Þato’da Miyazaki yine klasik masallara gönderme yaparak baþlýyor. Sophie, üvey annesi ve iki kýz kardeþiyle birlikte babasýnýn miras býraktýðý þapkacý dükkanýnda çalýþýr. Dükkanýn kapanmasý üzerine kýzlardan biri cadýlýk öðrenmeye, diðeri pastanede çalýþmaya baþlar. Sophie þapkacýda kalýr. Ve bir gün kasabada, sürekli yer deðiþtiren bir þato peydahlanýr.

Yürüyen Þato 2004 yýlýnda Japonya’da, gelmiþ geçmiþ en iyi giþe açýlýþý yapan film olmuþtu (ilk iki günde 13,5 milyon dolarlýk bir hasýlatla).
Türkiye’deki ‘Japon’ algýsý
Ýngilizce dünyanýn animelere meraký Miyazaki’yle sýnýrlý deðil. Animenin bir baþka ustasý Mamoru Oshii, Ghost in the Shell adlý 1995 yapýmý animeyle Matrix filminin esin babasý oldu. Wachowski Kardeþler, Oshii’ye hayranlýklarýný her fýrsatta dile getirdiler. Japonya’da yapýlan animasyon anlamýna gelen animenin özellikle Batý dünyasýnda birçok fanatiði var. ABD’de hemen her üniversitede bir anime kulübü bulunurken birçok üniversitede de anime ve çizgi roman anlamýna gelen manga, Japon kültürünün asal bir öðesi olarak derslerde iþleniyor. Türkiye’de animeye olan ilgisizliðin (ya da geç kalmýþ ilginin) belki de en önemli sebebi, animelere karþý önyargýlar.


Önyargý 1: “Japonlar kýsa boy ve çekik göz kompleksli olduklarýndan çizgi filmlerdeki insanlar hep uzun boylu ve iri gözlüdür”. Bu önyargýnýn sahipleri ayný eleþtirel tutumu Walt Disney’e karþý da korurlarsa oradaki karakterlerin de ayný özelliklere sahip olduklarýný görebilirler. Üstelik gerçekçi çizimlerle yapýlan animeler de vardýr ancak Türkiye’de televizyonlar “daha estetik” bulduklarý için uzun boylu ve iri gözlü olanlarý tercih ederler. Diðer taraftan büyük göz, kimi animelerde masumiyet göstergesidir.


Önyargý 2: “Japon çizgi filmleri hep þiddet dolu. Nerede o eski sevgi dolu çizgi filmler!” O eski sevgi dolu çizgi filmlerin de önemli bir bölümü aslýnda animeydi; Þeker Kýz Candy, Georgie, Güneþin Oðlu Esteban…Aslýnda Japonya’da çocuklar için hazýrlananlarýndan romantik genç kýzlar için olanlarýna, feminist yaklaþýmlýlardan siyasi propaganda içerenlerine kadar birçok anime türü vardýr. Fakat bizdeki önyargýyý körükleyen tüm dünyada olay yaratan Pokemon serisi olmuþtu. Dünyada bir tek Türkiye’de iki kanal, anime yüzünden birer günlük kapatma cezasý aldý. Çocuklara þiddeti benimsetip özendirdiði iddia edilen Pokemonlar, kimi Arap ülkeleri tarafýndan “Siyonist komplosu” olmakla bile itham edildi ve Japon hükümeti bir anime için defalarca kez açýklama yapmak zorunda kaldý. Pokemonlar salt Türkiye’de deðil Japonya’da da çocuklar üzerinde sarsýcý etkiler yarattýlar (bu etkiler, Pokemon ürünleri satan devasa bir þirketin hisse senetlerini 4 dolar düþürerek borsaya dahi vurdu). Yine de tüm animeler Pokemon ya da Digimon deðil. Üstelik, vaktiyle Süpermen’e özenip mavi bir pelerinle damdan atlayýp yaralanan çocuklarýn ABD filmlerine karþý topyekun bir önyargý oluþturmadýðýný da hatýrlayalým.


Önyargý 3: “Japon kültürü bize çok uzak olduðundan animeleri sýkýcý oluyor.” Neyse ki Japon manga ve animeciler böyle düþünmüyor. Türkiye’ye seyahati sýrasýnda Hitit kalýntýlarýný gören Shinohara adlý bir manga ustasý Hititleri anlatan ve 7 yýllýk bir sürede 28 kitap olarak 11 milyon satan bir manga tasarlayarak “en uzun süreli manga” rekoruna imza attý. Shinohara bir yandan da Safranbolu üzerine bir manga planlýyor.


Nihayet Türkiye’de
Türkiye, anime ve mangayla geç ilgilenmeye baþlasa da Batý’daki fanatiklerle aradaki farký çabuk kapatacak gibi görünüyor. Ýnternet üzerinden oluþan gruplarýn yaný sýra konuya dair son derece ciddi, akademik çalýþmalar yapan siteler de var. Bunlara örnek olarak, konuya akademik bir sorumlulukla yaklaþan ve Türkiye’de anime ve manga üzerine tüm kaynaklarý (en azýndan ismen) bulabileceðiniz ‘www.anime.gen.tr’yi saymak gerek. Bilkent Üniversitesi de Modern Japon dersinde bu iki önemli türü iþlemeye baþladý. Þeker Kýz Candy’yi, Esteban’ý ya da Voltran’ý sevdiyseniz siz de potansiyel bir anime fanatiðisiniz. Yok hiçbirini izlemediniz ve sevmediniz ise Miyazaki’nin Yürüyen Þato’su iyi bir baþlangýç olabilir.


YELDA EROÐLU
http://turkuaz.zaman.com.tr sitesinden
Haberi veren: forum üyemiz vagrant




Gönderen Yunus, Çarşamba, 12 Temmuz 2006 06:49, Yorumlar(0)
Yorumlar


MKPNews ©2003-2008 mkportal.it
 

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it