Haberler

Haberler->Comics, Fumetti vs..->Captain America öldü ama ???   
Captain America öldü ama ???

Geçtiğimiz aylarda tüm Marvel dergilerini kapsayan Civil War macerasında Amerikan hükümetine muhalif tavır sergilediği için SHIELD tarafından yakalanan Capt. America yani Steve Rogers, Ed Brubaker'ın yazdığı Captain America 25. sayıda yargılanmak üzere götürüldüğü mahkeme binasının girişinde, herkesin gözü önünde vurularak öldürülmüştü. Punisher War Journal 7 sayının kapaklarını gören okurlar Frank Castle'ın nam-ı diğer Punisher'ın Captain America'nın yerine geçeceğini düşünmüştü.


 Şu aşamada Capt. America'nın yerini doldurabilecek iki güçlü aday var. Patriotlk Captain America'nın torunu Elijah Bradley. Bilmeyenler için kısaca anlatayım. Steve Rogers'ın Captain America'ya dönüşmesine neden olan serum (Project Rebirth) ilk olarak zencilerden oluşan bir müfrezenin üzerinde uygulanıyor. Ancak bu denemede sadece Isaiah Bradley hayatta kalıyor. Yani anlayacağınız ilk Captain America aslında bir zenci (bkz. Truth: Red, White and Black)] ya da Winter Soldier* adıyla geri dönen James Buchanan Barnes ( Capt.'in eski Sidekick'i BUCKY )."


25. sayıda Capt. mahkeme binasının merdivenlerinde Sniper mermisiyle ilk önce omzundan vuruluyor. Ancak sonraki karelerde yakın mesafeden tabancayla karnına iki el ateş ediliyor. Steve Rogers, iki eli bağlı olsa da öyle yakın mesafeden rahatlıkla vurulabilecek bir karakter deðil. Sonraki sayfalarda ise S.H.I.E.L.D. ajanı Sharon Carter'ın (ki Steve'in uzatmalı sevgilisi) Dr. Faustus tarafından Capt. America'yı vurması için hipnotize edildiğini öğreniyoruz. Sharon'ın Capt.'i mahkeme merdivenlerinde yakından vurduğu hatırladığı bir kare var. İşin ilginç tarafı o karede Sharon'ın elindeki silahla Capt.'e yakından iki el ateş edilen silah farklı. Bir başka nokta ise o kalabalıkta kimsenin Sharon'ı Capt.'i vururken görmemesi. Doğrusu ne yazar Ed Brubaker ne de çizer Steve Epting böylesine önemli iki detayı atlayacak adamlar değil.


 Genellikle Captain America'nın ölümü gibi sansasyonel maceralarda okurun dikkatini çekebilmek ve dolayısıyla söz konusu derginin satışını arttırabilmek için yoğun bir reklam kampanyası başlatılır. Hikaye tek dergide anlatılmaz. Öykü, ticari bir mantıkla olabildiğince çok dergiye yayılır (Gerçi Marvel; 25. sayının hemen ardından, Leinil Yu, Romita Jr. ve David Finch gibi çizerlerin yer aldığı "Fallen Son: Death of Captain America" serisiyle parsayı topladı. Ve geçtiğimiz ay Amerika'da toplam dergi satışında %40'a ulaştı.). Fanzinlerde ve çizgi romanların içinde tek sayfalık reklamlar olur. Çizgi romanla ilgili sitelerinde konuyla ilgili okuru meraklandırabilecek yazılara yer verilir... Fakat bu sefer Marvel hiç böyle bir yönteme başvurmadı. İşleyiş tersine döndü. Bir sabah okurlar dergiyi eline aldı ve BLAAAM !!! BLAAMMMMM !!! BLAAAMMM !!!... Captain America 25 sayı, "Death of the Dream" CNN'de dahil olmak üzere pek çok televizyon kanalında günün haberi oldu. Bir iki gün içinde dergi tükendi, alternatif kapaklarla tekrar baskıları yapıldı. Sanırım ne Quesada'nın ne de Ed Brubaker'ın Capt. planladığı bu değildi. Açıkcası Capt.'in yerine başka bir Marvel karakterinin geçeceğini sanmıyorum. Keza seri devam ediyor...


1940'lı ve 50'li yıllarda yaratılan çizgi roman karakterlerine karşı özel bir sempatim var. Ancak Capt. America'yı malum nedenlerden ötürü çok fazla sevdiğimi söyleyemem. Captain America, Ed Brubaker'ýn yazdığı 5. vol.'e kadar düzenli olarak takip ettiğim bir seri değildi. Brubaker'ın yazdığı "Out of Time", "Winter Soldier" ve "Red Menace" maceralarından inanılmaz keyif aldığımı söyleyebilirim. Brubaker'ı diğer yazarlardan ayıran en belirgin özellik karakterleri, yazdığı dergileri çok iyi etüd etmesi. Yazar, Civil War'a kadar Gotham Central'da beraber çalıştığı çizer Michael Lark'la ve CrossGen'in kısa ömürlü korsan çizgi romanı El Cazador'un çizeri Steve Epting'le (ki Epting aynı zamanda yine Ed Brubaker'ın yazdığı Criminal serisini de resimlemekte) kelimenin tam anlamýyla mükemmel bir iş çıkardı. 25 sayı süresince Capt. Ed Brubaker'ın ifadesiyle, ne Bush aleyine konuşmalar yaptı ne de Irak'a gidip Saddam'ı yumrukladı. Ancak dergide eski Sovyet Generali Aleksander Lukin gibi silah satıcıları ve teröristlerle, pazarlık yapan Amerikalı bürokratlar gördük. Winter Soldier'ın geri dönüşü flashbacklerle ve Tom Clancy romanlarını aratmayacak bir gerilimle sunuldu. Bu arada Brubaker, Captain America'nın backgroundunu ciddi anlamda toparladı.


"Sizin ve Almanların, süper askerleri... gizli silahları var... ama biz Rusların...
Bizim kıştan baþka hiçbir şeyimiz yok"
N.K.V.D. (K.G.B.'nin eski adı) Generali Vasily Karpov. (Captain America Vol. 5 sayı 5)

 * Vasily Karpov, Winter Soldier projesinin isim babası. Savaşın sonlarına doğru BUCKY'nin sol kolu parçalanmış, yarı donmuş bedeni bulan kişi. Hafıza kaybı yaşayan Buchanan Barnes'a Rus bilim adamları tarafından biyomekanik bir kol takılıyor. Ardından da özel bir eğitim programına alınıyor ve Winter Soldier uzun bir süre Sovyetlerin hayalet operasyonlarda kullanılıyor. Karpov'un Bucky'e Kıþ Askeri adını vermesinin sebebi Stalingrad yakınlarında Capt.'e söylediği yukardaki sözler olabilir.


Winter Soldier, 1970'lerin başında Amerika Birleşik Devletlerinin Vietnam Savaşı'nda işlediği savaş suçlarının (Portakal Gazı kullanımı ya da politik cinayetler için Güney Vietnam'lı gençlerin kullanıldığı Pheonix Projesi gibi) kamuoyuna açıklanması için Vietnam Gazilerince kurulan örgütün adı. Daha sonraları Amerikan Hükümeti tarafından başlatılan soruşturmanın adı da Winter Soldier olarak geçiyor.


Açıkcası Ed Brubaker'ın Bucky'nin geri dönüş macerasında bu ismi kullanmasının bir tesadüf olmadığını  düşünüyorum.


İkinci Dünya Savaşı'nın başlarında Almanların Blitzkrieg (Yıldırım Savaşı) taktiğiyle kısa bir sürede Polonya, Belçika, Hollanda ve Fransa'yı işgal etmesi, Alman Denizaltılarının Amerikalıların burnunun dibine kadar sokulması, Pearl Harbor baskını, V - 1 roketleri ve savaşın son günlerinde kullanılsa da Almanların ME 262 jet uçakları gibi gizli silah projelerinin yarattığı şok sanırım o dönemin çizgi roman yazarlarının ve çizerlerinin hayal gücünü fazlasıyla ateşlemiş olmalı. Altın Çağ çizgi romanlarında kötü adamlar genellikle Naziler, Japonlar ve onların Amerika'daki işbirlikçileriydi. Soğuk Savaşla beraber roller değişmeye başladı. Kızıllar çizgi romanların baş aktörleri oldu. Batıda nükleer savaş paranoyasıyla büyüyen bir kuşağa Rusların, Çinlilerin ve Vietnam'lıların kötü adamlar olduğunu inandırmak zor olmamalı. Ancak günümüzde işler biraz daha farklı işliyor. Yaratılan yapay korkulara, politik oyunlara karşın okurları kandırmak sanıldığı kadar kolay değil. Bir taraftan cizgi roman sayfalarında yoğun sistem eleştirilerinin yapıldığını, kötü adam kontenjanında Amerikalıların da kendine yer bulduğunu görüyoruz. Diğer taraftan da Altın Çağ çizgi romanlarının Red Skull, Baron Zemo, Master Man gibi kötü adamları geri dönüyor. Ancak bu sefer Amerika Birleþşk Devletleri Diplomatik Pasaportu kullanıyorlar


Captain America 26 sayıyı ve sonrasını merakla beklediğimi söyleyebilirim.

Captain America'nın ölümü ve sonrasında gelişmekteki olayları ve yorumları Captain America öldürüldü! forum başlığından takip edebilirsiniz.

Resimlerin büyük görünümleri için lütfen üstlerine tıklayınız.




Gönderen Erdem Denizliðlu, Çarşamba, 20 Haziran 2007 18:34, Yorumlar(1)
Yorumlar
Ozan
20 Haz 2007
Ellerine sağlık harika bir yazı olmuş...


MKPNews ©2003-2008 mkportal.it
 

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it