Haberler

Haberler->Comics, Fumetti vs..->Asterix'in Yaratılışı   
Asterix'in Yaratılışı

Asterix'in Kökeni 

Asterix’in, Fransız çizgi roman alemiyle tanışması Ekim 1959’da oldu. Ama gerçek kökeni bundan yıllar öncesine dayanıyor. Hatta adlı adınca 1507 yıl öncesine, milattan sonra 452 yılına.

O yıllarda Hun İmparatoru Atilla, İtalya’nın kuzeyini işgal etmiştir, bu işgale Venedik yakınlarındaki küçük bir köy de dahildir. Uderzo isimli bir köy.

Maalesef Uderzo köyü Asterix’in köyü gibi saldırılara dayanıklı değildi ve Atilla’nın orduları köyü rahatça ele geçirdiler. Saldırıdan kaçıp sağ kalanlar ordular geçtikten sonra yıkılmış köylerine döndüklerinde sadece bir bebeğin sağ kalmış olduğunu gördüler ve ismini hiç kimse bilmediği için bebeğe köyün ismini verdiler. Bu köy Oderzo ismiyle günümüzde halen ayaktadır.

Bu bebek Albert Uderzo’nun uzak atasıdır ve sanatçının aile ağacı bu köye kadar uzanır. Yani, 5. yy daki Atilla orduları bu bebeği gözden keçırmamış olsaydı, Asterix karakteri hiç yaratılamayacaktı.

Rene Goscinny’nin babası Fransız, annesi ise Ukrayna yahudisiydi. Anne baskılardan bunalıp Ukrayna’yı terk etmişti ve doğup büyüdüğü köyün yerinde şu anda yeller esiyor.

Tabi ki ikili Asterix’i yaratırken kendi geçmişlerini düşünmüyorlardı ama ikisinin de köyleri işgalciler tarafından yok edilmişti. Belki ikilinin bilinçaltı köylerini savunan ve özgürlüklerine düşkün kahramanlar konseptini yaratmalarında etkili oldu.

Albert Uderzo 1927 yılında Fransa’da doğdu. Ailesi yakın geçmişte İtalya’dan göç etmişti, aslında Uderzo’nun doğum sertifikasında ismi bir İtalyan ismi olan “Alberto”dur çünkü babası erkek isimlerine –o eki getirilmesine alışık olduğundan (İtalyanca’da erkek isimleri ağırlıkla o harfiyle biter) nüfus memuruna da ismi “Alberto” deyivermiş.

Fazladan o harfinin yanında, Uderzo ayrıca iki adet fazla parmakla doğmuştu, bunlar kendisi küçükken ameliyatla alındı.

Küçük yaşlardan itibaren sanata ilgi duydu. Anaokulu öğretmeni bile yeteneğini fark etmişti. Çizime ne kadar hevesli olsa da küçük Alberto’nun en büyük hayali uçak teknisyeni olmaktı.

Alberto Uderzo

 

Rene Goscinny ise 1926 yılında dünyaya geldi. Henüz iki yaşındayken, kimya mühendisi olan babasına önerilen bir iş teklifi sebebiyle ailesi Arjantin’e taşındı.

Goscinny çocukken bile hikaye anlatımına olan yeteneğini gösteriyordu. Ailesine, arkadaşlarına sürekli kafasından komik hikayaler uydurup onları güldürürdü.

Goscinny’nin ilk işlerinden biri bir reklam ajansında dizaynırlıktı. Ancak işveren isteklerine göre işler çıkartmakta son derece zorlanıyordu. Kendisi bu durumu şöyle anlatır: ”İlk işim bir zeytinyağı firması için şişe etiketi tasarlamaktı. Ben de zeytin çizdim. Müşterimiz ise çıplak kadın resmi istiyor, ben de bir türlü zeytinyağı ile çıplak kadın arasındaki bağlantıyı kuramıyordum.”

René Goscinny

 

Bu arada Uderzo Fransa’da kendi sorunlarıyla uğraşmaktaydı. Müthiş yeteneğini fark eden ailesi ona resim dersleri aldırmaya karar vermişti. Ancak Alberto boyalarla çalışmaya başladığı andan itibaren renk körü olduğu fark edildi. Kendisi şöyle anlatıyor: “Gerçekten şok ediciydi. Bir gün evde boya kalemleriyle resim yapıyordum ve annem çimleri neden kırmızı yaptığımı sordu!”

Bunlar olurken İkinci Dünya Savaşı patlak vermişti ve Paris Alman orduları tarafından işgal edilmişti. Nazilerden kaçmak için Uderzo’nun kardeşi Bruno sahte belgeler düzenleyip Bretagne bölgesine gitti, iki kardeş Bretagne’de, yani Roma devrinde bilinen ismi ile Armorica’da bir sene kaldılar. Uderzo burayı çok sevmişti, hem manzarasını hem de insanlarını. Daha sonra bu bölgenin insanları için “yürekli, cömert ve daima mutlu insanlar” diyecektir.

Yıllar sonra Asterix’in köyü için yer aradıklarında Goscinny kararı tamamen Uderzo’ya bırakmıştı ama tek şartının köyün denize yakın olması olduğunu zira kahramanların sık sık gemi yolculuğu yapacağını söylemişti. Uderzo da tereddütsüz Bretagne bölgesini seçti.

Bretagne bölgesi ve Fransa haritasındaki yeri


Uderzo Bretagne’de iken Atlantik’in diğer tarafında 19 yaşındaki Goscinny halen kendini tatmin edecek bir iş arıyordu. New York’ta yaşayan amcası onu yanına çağırınca Rene fırsatı kaçırmadı. Amerika! Fred Astaire, filmler, Walt Disney ve…

…Faslı ithalat-ihracat firmaları…Rene ilk işini bu firmaların birinde çevirmen olarak buldu. Bu kesinlikle umduğu iş değildi ve üstelik İngilizcesi de berbattı.

Savaştan sonra Goscinny mizahçı kariyerine ağırlık vermek istedi. 1948 yılna kadar çabaları başarısız oldu ancak bu yılda daha sonra MAD dergisini yaratacak olan çizerlerle tanıştı. MAD ekibi çizgi romanları büyüklere de okutmak istiyor ve Amerikan yaşam tarzını hicvediyorlardı.

Bu ekibe katılan Goscinny, New York’a iş gezisine gelen Georges Troisfontaines isimli Belçikalı bir yayıncıyla tanıştı. Troisfontaines eğer yolu Brüksel’e düşerse kendisini ziyaret edebileceğini söyledi. Goscinny’ye iki kere sorulmasına gerek yoktu, zaten anavatanının özlüyordu ve Fransız bande dessinée ekolüne geçti.

Bu sırada Uderzo savaş sonrası Paris şehrinde çizer olarak iyi bir kariyere başlamıştı. Clopinard isimli karakteri yaratmıştı. Clopinard kısa boylu, yaşlıca, bıyıklı ve tek bacaklıydı. Bu karaktere baktığımızda Asterix’in veyahut Geriatrix’in uzak atası olduğunu görebiliriz.

1950 yılında Uderzo tıpkı Goscinny gibi Georges Troisfontaines ile tanıştı. Troisfontaines’in şirketi World Press, Paris’te bir ofis açma hazırlığındaydı ve baş çizeri de Uderzo olacaktı.

İkili sonunda burada tanıştı. Uderzo şöyle anlatır: “Masamda kendi başıma çalışıyordum ve bir gün bana bir mesaj iletildi. ABD’den gelen René Goscinny adlı yeni bir arkadaşım olacağı söylendi. Ben de hey, isim Gocini, bu da İtalyan demek ki! diye düşündüm. Tanıştığımızda ben İngilizce, o da İtalyanca konuşamıyordu.

Goscinny ve Uderzo birbirlerini çok sevdiler ve bir takım olarak iş yapabileceklerini çok vakit geçmeden anladılar. Goscinny senaryoları, Uderzo’da memnuniyetle çizimleri ele aldı. Birbiriyle örtüşen mizah duyguları ve yüklü işlerin altından kalkabilme yetileri ortak noktalarıydı.

İkilinin birlikte resimleri

Birlikte yaptıkları ilk karakter Oumpah-Pah isimli 18. yy. Amerikasında bir Kızılderili kabilesinin hikayesiydi. Oumpah-Pah iri kıyım, iyi yürekli nazik bir savaşçıydı ve Fransız ordusu için izcilik yapıyordu. Oumpah-Pah’nın basit hayat görüşünü tamamlamak için yanına bir karakter daha yarattılar, Hubert de la Pate Feuilletée isimli genç bir Fransız subayı. Bu seri tamamen Asterix’in atasıdır diyebiliriz.

Çeşitli Oumpah-Pah resimleri ve kapakları

World Press’te geçirdikleri 5 yıldan sonra ikili Edifrance isimli kendi şirketlerini kurdu. Edifrance bir yayınevi değildi, daha ziyade bir yazar/çizer ortaklığıydı, 1959 yılına kadar zor bela kendilerini geçindirdikten sonra bu yılda Radio Luxembourg bir çizgi romana sponsor olmak istediğini açıkladı ve ikili bu fırsatı kaçırmadı. Yapacakl


Gönderen Nick Fury, Çarşamba, 01 Ekim 2008 00:36, Yorumlar(0)
Yorumlar


MKPNews ©2003-2008 mkportal.it
 

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it