Haberler

Haberler->Yorumlar->Civil War Sonrası Marvel Evreni III. Bölüm   
Civil War Sonrası Marvel Evreni III. Bölüm

İlk iki bölümünü daha önce yayınladığımız Civil War Sonrası Marvel Evrenin son bölümü X-men ile bitiyor. Büyük bir emek harcanarak yazılan yazısı için berkuralcan teşekkür ediyoruz. Civil War Sonrası Marvel Evreni I Civil War Sonrası Marvel Evreni II

X-MEN
House of M'in sonunda Scarlet Witch'in "No More Mutants" sözleriyle dünyadaki nüfusu milyonları bulan mutantlardan bir anda sadece birkaç yüz tane kalınca, üstüne üstlük Xavier, Magneto gibi son derece önemli mutantlar güçlerini kaybedince, X-Men ekibinin de hayatı son derece dramatik bir değişime uğradı. House of M'in sonunda;

1- Dünyadaki mutantların sayısı büyük ölçüde azaldı. Marvel'ın ilk açıklamasına göre sadece 198 mutant kaldığı belirtilse de, sonra bu sayının daha fazla olduğu öğrenildi. Yine de, dünyadaki mutant sayısının en fazla birkaç yüze kadar düştüğü biliniyor.

2- Charles Xavier, Scarlet Witch ve Quicksilver ortadan kayboldular.

3- X-Men'in popüler mutantı Wolverine, House of M sonrasında geçmişini tamamen hatırladı.

4- Mutantların yok olan tüm güçleri birleşip The Collective adlı bir villain oluşturdular. Bu mutantların tamamının güçlerine sahip olan The Collective, Kanada'lı mutant takımı Alpha Flight'ı yok etti.

5- Marvel'ın en başarılı crossoverlarından kabul edilen Onslaught serisinin baş kötü kahramanı Onslaught yeniden canlandı, kahramanların ve X-Men'in çabalarıyla Onsalught Negative Zone'a hapsedildi.

6- Yıllardır varlığından şüphelenilen fakat kim olduğu veya gerçekten olup olmadığı bilinmeyen üçüncü Summers kardeşi ortaya çıktı. Mutantların kaybolan güçlerinin enerjisiyle yıllardır uyumakta olan Gabriel Summers, yani Vulcan, uzun süreli uykusundan uyandı.

7- Son olarak, mutantların bu kadar büyük bir güç kaybına uğraması ve yeniden büyük bir azınlık haline gelmesi sebebiyle, mutantlara karşı ırkçılık ve nefret yeniden tavan yaptı.
Deadly Genesis House of M sırasında kaybolan tüm mutant güçlerinin yarattığı enerji, uzayda uyuyan Gabriel Summers'ı uyandırmayı başardı. Dünya'ya dönen Gabriel Summers, yani Vulcan, oldukça güçlü bir mutanttı. İntikam için geri döndüğü Dünya'da ilk olarak Banshee'yi öldüren Vulcan, daha sonra kendisini durdurmaya gelen X-Takımlarını da teker teker alt etmeyi başardı.

Peki Vulcan neden X-Men'den intikam almak istiyordu? Hiç bir X-Men üyesinin tanımadığı bu adama ne gibi bir kötülük yapmışlardı?

Bu sorunun cevabı, Giant Size X-Men #1'e kadar gidiyor. Bildiğiniz gibi, Krakoa adasında mahsur kalan X-Men ekibini kurtarmak için, Charles Xavier Wolverine, Storm, Nightcrawler Colossus, Sunfire ve Banshee'den oluşan yeni bir X-Men takımını kurtulan tek orjinal X-Man Cyclops ile birlikte adaya göndermişti.

Deadly Genesis'te öğrendiğimize göre, bu takım Xavier'ın öğrencilerini kurtarmak için gönderdiği ikinci takımdı. Daha önce, Moria MacTaggert'ın oluşturduğu bir mutant takımı, Gabriel Summers önderliğinde adaya gönderilmişti. Gabriel bu sırada Cyclops'la tanışmış, ona kardeşi olduğunu söylemiş, iki kardeşin önderliğinde takım başarılı olmaya yaklaşsa da canlı ada Krakoa karşısında yenilmişlerdi.
Gönderilen ikinci ve daha tecrübeli X-Men takımı görevi başarıyla tamamlamış, Polaris Krakoa adasını uzaya gönderirken, bilmeden Gabriel'i de onunla birlikte göndermişti. Öğrencilerinin bu olayın tramvasından etkilenmesini istemeyen Xavier, hepsinin anılarını silmişti.

İşte Vulcan, bu nedenle, kendisini ölüme terkettikleri ve uzaya ışınladıkları, takım arkadaşların tümünün ölmelerine sebep oldukları için X-Men'den intikam almak istiyordu. Onları yendikten sonra gerçeklerin tümünü açıkladı, ve Banshee'nin intikamını almak isteyen X-Men
üyelerine bir şans vermeden uzaya geri döndü.

Bu sırada, House of M'in sonundan beri ortadan kaybolmuş olan Xavier geri döndü, fakat yaptıklarını kabullenemeyen Cyclops, onun artık aralarında istenmediğini söyleyerek X-Mansion'dan kovdu.
Messiah Complex
House of M sonunda mutantların büyük kısmının güçlerini kaybetmelerinin yanı sıra, Scarlet Witch'in "No More Mutants" sözünden beri hiçbir yeni mutant doğmamıştı.

Yeni bir mutant doğumu olmaması nedeniyle sadece X-Men değil, tüm mutant grupları kendi türlerinin geleceği için oldukça endişeliydi. Bu nedenle, Cerebro Alaska'da yeni bir mutant doğduğunu tespit ettiğinde, onu aramaya giden ilk takım da X-Men olmadı.
Yaptıkları kısa bir araştırma sonucunda X-Men üyeleri bebeği ele geçirmek için mutant karşıtı Purifiers grubu ile Mr. Sinisterın mutant grubu Maraduers arasında bir çatışma olduğunu ve iki gruptan da pek çok kayıp olduğunu gördüler. Cyclops bebeğin durumunu araştırmaya devam ederken, Wolverine, Storm, Nightcrawler, Angel ve Colossus'tan oluşan bir ekibi Maraduers'ın eline geçmiş Rogue'u kurtarmaya gönderdi.

Bebeği ele geçirmek için uğraşan mutant ve mutant karşıtı grupların yanı sıra, mutant avcısı Predator X de bebeğin peşindeydi. Herkes bebek için savaşırken fakat kimse onun nerede olduğunu bilmiyorken, Wolverine Cyclops'a X-Men'in yeni liderinin hiç beklemediği bir bilgi verdi: Bebek Cyclops'un oğlu Cable'daydı.

Bunu öğrenen Cyclops, Wolverine önderliğinde daha karanlık ve öldürmekten çekinmeyen bir X-Force takımı kurdu.Warpath, X-23, Wolfsbane gibi üyelerden oluşan bu yeni X-Force takımı, Cable'ı Reavers ekibi ve Lady Deathstrike ile savaşırken buldu. Caliban'ın öldüğü bu savaşta Deathsrike'ı öldüren X-Force, Cable ile bebek ile ilgili konuşmayı beklerken, Cable onların uçağı Blackbird'ü çalarak Texas'a gitti.

Cable, Texas'ta Forge'un karargahına ulaşmaya çalışıyor ve oradaki zaman makinesini kullanarak bebekle birlikte geleceğe kaçmayı, onu tehlikeden uzak bir ortamda yetiştirip doğru zamanda geri getirmeyi planlıyordu. Fakat, Cable burada gelecekten gelen bir başka X-Man Bishop'un ihanetine uğradı. Cable'ın geleceğinde çok önemli bir rolü olan "Mesih bebek" Bishop'un geleceğinde milyonlarca insanın ve mutantın ölmesine yol açıyordu. Cable'ı arkadan vuran Bishop, bebeği de ele geçirmişti.

Bebeği Cable'dan alan Bishop'un onunla geçirdiği zaman da fazla uzun olmadı. Gambit önderliğindeki Maraduers tarafından baskına uğrayan Bishop bebeği onlara kaptırdı, Maraduers ekibi de onu liderleri Sinister'a götürmeyi başardı. Fakat, olaylar henüz sakinleşmemişti. Sinister'ın aslında kılık değiştirmiş bir Mystique olduğu, Sinister'ın ise Rogue'a zorla uzun süre dokunmak zorunda bırakılarak öldürüldüğü anlaşıldı.

Cerebra'nın yardımıyla Gambit'in yeri tespit edilirken, Cyclops X-Force ekibini ve ihanetinden haberi olmadığı Bishop'u kurtardı. Bishop'un gerçek renkleri ortaya çıkarken, Cable kendisine yardım etmesi için Xavier'ı ikna etmeyi, bebeğin gelecekte tüm insanlığı ve mutantları birleştiren kişi olduğunu söyleyerek başardı.

Mystique bebeği Muir Adası'nda Rogue'u iyileştirmek ve insanlara dokunamama lanetinden kurtarmak için kullanmaya hazırlanırken, Cable, Bishop, X-Force, X-Men ve Xavier da bu adaya geldi. Bu kadar mutantın aynı yerde toplanmasını fırsat bilen Predator X onları kovaladı ve Bishop'un kolunu ısırarak koparttıktan sonra Wolverine tarafından yok edildi.

Bu sırada Cable bebeği yeniden ele geçirmiş, Rogue kendisini kurtarmak için bir bebeği feda etmeye hazırlanan Mystique'e dokunarak onu etkisiz hale getirmiş ve Gambit'i arkada bırakarak Muir Adası'nı terk etmişti. Sonuç olacak Cyclops haklı olanın Cable olduğunu söyleyerek bebeği ona verdi. Cable tam geleceğe ışınlanırken sağlam koluyla ateş eden Bishop Cable ve bebeği vurmak için geç kalmış, fakat onların hemen arkasındaki Charles Xavier'ı vurmuştu.

Xavier'ın vücudu vurulduktan sonra yok olurken, Cyclops artık X-Men diye bir grup olmadığını duyurarak Muir Adası'ndan ayrıldı.

Divided We Stand ve Manifest Destiny
Messiah Complex sonrasında tarihlerinde ilk kez resmi olarak kapatılan X-Men ekibinin üyeleri, çeşitli yerlerde, kendi işlerini düzenlemeye çalışıyorlardı. Cyclops ve Emma Frost Savage Land'de tatil yaparken Wolverine hem yeni kurulan X-Force ekibinin liderliğini üstleniyor, hem de Messiah Complex'teki hareketleri nedeniyle onu yakalamak için Mystique'i arıyordu.

Cable güvenli bir gelecekte yetiştirmek için götürdüğü bebekle geleceğe ulaşıyor, fakat aradığı güvenli gelecek yerine teroristler, mutant düşmanları, askerler, ve onu geleceğe kadar takip eden Bishop başta olmak üzere pek çok problemle karşılaşıyordu.

Fakat, X-Men'in dağınıklığı ve ayrılığı uzun sürmüyordu. Eski karargahları Westchester'dan San Fransisco'ya taşınan X-Men takımı, dünyadaki tüm mutantlara telepatik bir davetiye gönderiyor, tüm kalan mutantlara kapılarını açıyordu.

Şimdi geriye tek kalan, "mesih bebeğin" dönüşünü beklemek ve mutant ırkının yok olmamasını beklemekti.

Messiah War
Cable ve mesih bebeğin gelecekteki durumunu merak eden ve onları tehlikelerden korumaya çalışan Cyclops, Wolverine önderliğindeki X-Force'u onu takip etmeye gönderdi. Bu sırada mesih bebek büyümüş, Cable ona Hope ismini vermişti.

Her ne kadar ilk savaş sonunda yenilmiş olsa da Bishop da kendisine bir zaman makinesi bulmuş ve Cable'ı takip etmeye başlamıştı. Böylece, ikisi arasında bir zaman yolculuğu kovalamacası başlamıştı.

Karanlık bir geleceğe düşen X-Force, Cable ve Hope'u eski Birleşmiş Milletler binasında saklanırken buldu. Cable onlara bir tuzağa düştüklerini, bu geleceğin Apocalypse tarafından yönetildiğini açıkladı. Bu sırada ortaya çıkan Deadpool ise, onun yanıldığını ortaya çıkardı. Geleceği yöneten Apocalypse değil, Cable'ın klonu Stryfe'dı. Deadpool'un hikayesine göre Stryfe Bishop ile bir ittifak yaparak Apocalyspe'i öldürmüş, onun yerini almıştı.

Bu sırada takımdan ayrılan Archangel, uzak bir mağrada, yaralı bir Apocalypse'i buldu. Apocalypse ölmemiş, fakat çok zayıf düşmüştü. Onu öldürmeye yanaşmayan Archangel ona iki metal tüy vererek yeniden canlanmasını ve gücüne kavuşmasını sağlarken, Apocalypse ona Stryfe'ı beraber öldürmeyi önerdi.

Bu sırada X-Force ekibi ve Cable sadece Stryfe'a yenilmekle kalmamış, aynı zamanda onun Kiden Nixon adlı zamanı bükme güçleri olan bir mutantı kullanması nedeniyle geçmişe de geri dönemediklerini öğrenmişlerdi. Üstelik, eğer belirlenen zamanda geri dönmezlerse, kullandıkları cihazların kendi vücutlarında büyük sorunlara yol açacağını da biliyorlardı.

Bunun üzerine, tam Apocalypse ve Angel Stryfe'ı yok etmeye gelirken Domino Kiden'ı vurdu. Apocalypse zayıflığının bittiğini ilan ederek Stryfe'a saldırırken bütün olay boyunca Stryfe'ın bir adamı gibi gözüken Bishop Hope'u öldürmek için son bir denemede bulundu, fakat Cable tarafından durduruldu. Wolverine tarafından sağ gözü çıkarılan Bishop çaresiz bir şekilde zaman makinesini kullanarak kaçtı.

Cable ve Hope da kendi zaman makinelerini kullanarak daha güvenli bir gelecek bulma umuduyla tekrar yolculuk ederken, X-Force da kendi zamanlarına geri döndü.
Necrosha Necrosha aslında bu dönemde X-Men'in en çok uğraştığı sorun "House of M sonrası mutantların yok olması ve yeni mesih bebeğin korunması" olayının oldukça dışında bir event olduğu için, bunu sadece bilgilendirme amaçlı ve kısaca yazarak geçiyorum:

Necrosha'da, Hellfire Club'un Black Queen'i Serene, ölü mutantları yeniden canlandırarak kendisini bir tanrıça statüsüne ulaştırmaya çalıştı. Magneto, Deadpool, X-Men ve X-Force ekipleriyle savaşan ölü mutantları Serene, Cable'ın vücüdundakine benzer bir tekno-organik virüs ile kontrol ediyordu.

Caliban, Banshee, Cypher, Destiny, Maggott ve milyonlarca ölü Genosha mutantını canlandıran Serene, daha sonra Warpath tarafından sihirli bir hançer ile bıçaklanarak öldürülüyor, ve böylecek Necrosha hikayesi de sona eriyordu.

DC Seven ve mutlu olmak isteyen Marvel Düşmanları için kısa bir not, evet, bu olaylar Blackest Night ile aşağı yukarı aynı anda gerçekleşti.

Second Coming
Cable'ın günümüzdeki tehditlerden korumak ve huzur içinde büyümesini beklemek için geleceğe götürdüğü Hope Summers (Cable'ı babası olarak kabul ettiği için onun soyadını almıştı) artık büyümüş ve genç bir kız olmuştu. Fakat, gelecek hiç de Cable'ın beklediği gibi değil, belki de günümüzden bile daha tehlikeli, vahşi ve düşmandı.

Bu koşullar altında yavaş yavaş güçlerini keşfetmeye başlayan, Cable'dan da savaşma tekniklerini öğrenen Hope, tam bir savaşçı olmasına rağmen artık her gece nöbet tutarak uyumaktan, her an hayatının tehlikede olmasından, kendilerini nereye ve ne zamana giderlerse gitsinler sürekli kovalayan Bishop'tan ve geceleri fare yemekten o kadar sıkılmıştı ki, Cable'a günümüze geri dönmeye hazır olduğunu söyledi.

Gelecekten döndükleri anda o sırada X-Men'e karşı terör estirmekte olan Bastion'un askerleri ve Purifiers ekibiyle karşılaşan Cable, X-Men'in yardımıyla bebeği Rogue ve Nightcrawler'dan oluşan ekibe teslim etmeyi başardı. Fakat, bir X-Jet ile Nevada'ya indikten sonra Bastion'la karşılaşan bu küçük ekip için sonuçlar trajik oldu. Rogue Bastion tarafından şiddetli bir yenilgiye uğratıldı, Hope'u öldürmeye çalışan Bastion'un önüne kendini ışınlayan Nightcrawler da, Hope'u Utopia'ya teleportamayı başarmasına rağmen öldü.

Cable ve Hope güvenli bir şekilde Utopia'ya varmış olmalarına rağmen Bastion, adadaki tüm dış iletişim araçlarını (telefonlar, internet, cerebra, ve tüm X-Jet ve Blackbird'ler) yok etmeyi başardı. Bu durumu farkeden Cyclops, tüm Utopia mutantlarına artık adada mahsur kaldıklarını ve savaşmaya hazır olmaları gerektiğini bildirirken, söyledikleri bir anda mecazi değil, gerçek oldu; çünkü Utopia adası büyük bir küre tarafından kapatılmıştı.

Üstüne üstlük Bastion, X-Men ekiplerinin gelecekten gönderdiğini tespit ettiği bir grup yeni Sentinel'ı savaş alanına yolluyordu. Elinde bu Sentinel'lardan yaklaşık yüz yetmiş bin tane daha olduğu anlaşılınca Cyclops, Cable'ın zaman makinasının son gücünü kullanarak X-Force takımını ve oğlunu geleceğe, bu Sentinel'ları yok etmeye gönderdi.

X-Force ekibi görevini başarıyla tamamlasa bile, ki bu da küçük bir ihtimaldi, zaman makinesi artık çalışmadığı için geri dönemeyeceklerdi.

Günümüzde ise, X-Men ekibi Magneto'nun kahramanca savaşması sayesinde gönderilen robotları etkisiz hale getirmeyi başarıyordu. Mutantlar bu savaşa devam ederken bir anda düşmanları çalışmayı bırakınca, X-Force ekibinin başarılı olduğunu da anladılar. Fakat, hepsi bu da değildi. Cable kendini feda ederek, X-Force'u geçmişe götürmeyi de başarmıştı.

Onu koruyan, büyüten ve babası olarak kabul ettiği Cable'ın ölümüyle Hope, artık tüm mutant güçlerini sergilemeye başladı. Çeşitli X-Men üyelerinin güçlerini kopyalayarak Bastion'un yandaşları Graydon Creed ve Stephen Lang'i öldürdü, Bastion'u da yenerek Utopia çevresindeki küreyi kırmayı başardı.

Bu sırada onun etrafındaki ateşlerin Phoenix'in şeklini aldığı ve Hope'un da fiziksel olarak bir an için tıpatıp Jean Grey'e benzediğini gören tek kişi Emma Frost oldu. Emma bu haberi Cyclops'a iletmek için koşarken, kocasını bundan çok daha önemli bir işle uğraşırken bulmuştu. Bastion'un yenilmesiyle yeniden çalışan Cerebra, bir anda yeni beş mutant tespit etmişti.
Sonsöz
Evet, bu şimdilik bitti, ama bu çalışmayı okumak isteyenlere birkaç ufak notum olacak.

Öncelikle gerçekten çok zor bir çalışma olduğunu söylemek istiyorum. Bütün bu serileri okuduğum için bir anda oturup bir saatte hepsini bitirebileceğime inanıyordum, fakat serilerin çoğunu yıllar önce okuduğumu hesaba katmamıştım. Kısacası, bu yazıyı yazarken pek çok defa geri dönüp tekrar okudum, bazen internetten özetlere baktım. Bu nedenle, yani sırf hafızamdan yazmadığım ve kaynaklardan faydalandığım için, sanıyorum ki içinde çok büyük bir hata olmayacaktır.

Yazıyı yazmamın amacı, Marvel'ın eskisine göre çok daha karışık bir evren olmasıdır temel olarak. Artık, on - on beş yıl önceki gibi raftan herhangi bir çizgi romanı alıp okumanız ve bir şey anlamanız mümkün değil. Çoğu zaman eleştirdiğimiz ve sevmediğimiz bir durum bu; fakat büyük resmi daha iyi anladığınızda, bazen eskisinden de keyifli olabileceğini söylemek istiyorum. Bu yazı, biraz olsun son olayları aktarabiliyor, yeni olayları da anlamlı kılabiliyorsa, ne mutlu bana.

İkinci ve daha önemli sebep, aslında biraz bencil bir sebep. Bildiğiniz gibi forumda daha çok İtalyan çizgi romanı tartışılıyor, comics'ler ikinci planda kalıyor. Her ne kadar Türkiye'deki çizgi roman piyasası düşünüldüğünde bu çok normal ve güzel bir şey olsa da, bu yazının birkaç yeni comics okuyucusu yaratabileceğini, ve başta Marvel bölümü olmak üzere "Bar With No Name" bölümüne biraz hareketlilik katabileceğini umuyorum.

Uzunluğuna rağmen, bu yazının bir "Marvel Evreni Tarihi" değil, yalnızca Marvel'ın son dört-beş yıllık yakın tarihine basit bir bakış olduğunu hatırlatmak istiyorum. Burada bahsettiğim crossover'ların öncesinde yer alan Avengers Dissassembled,Secret War House of M, Onslaught, Age of Apocalypse, ve daha nicleleri de, belki bunlar kadar etkili geçiş dönemleriydi, fakat bunlara yer ayırmam -şimdilik- mümkün olmadı.

Aynı zamanda, Spider-Man'in The Other, One More Day, Brand New Day, The Gauntlet, One Moment in Time gibi serileri olduğunu, ama ne yazık ki karakterlerin bireysel tarihlerine yoğunlaşacak zamanım olmadığı için bunları incelemeyi ve aktarmayı başka birine, iyi ihtimalle başka bir zamana bıraktığımı da hatırlatmak isterim.

Son olarak, bu yorucu ama keyifli yazıyı yazmamdaki motivasyonu sağlayan Mrex'e ve yazıyla ilgili görüşlerini paylaşan Tengu başta olmak üzere buradaki arkadaşlara teşekkür ediyorum. Ben yazarken çok keyif aldım, umarım siz de okurken keyif alırsınız.
Yazan: berkuralcan




Gönderen Yunus, Cuma, 17 Aralık 2010 00:39, Yorumlar(1)
Yorumlar
M3T3
23 Ara 2010
Gerçekten Çok Güzel Bir Yazı Olmuş. Eline Emeğine Sağlık Arkadaşım. Yıllardır Çizgi Romanlar Çok Pahalı Olduğu İçin Pek Okuyamamıştım Fakat Spider-Man 6 Ciltlik Yayınlanan Yeni Çizgi Romanları ve PAra Kazanmaya Başlamam Artık Okumaya Başlamam Gerektiğini Hatırlattı. Fakat Tamda Türkiyede Civil War Yayınlaıp Sonrasında Karmakarışık Olaylar Zincirini Takip Edemedim. Tekrar Teşekkürler.


MKPNews ©2003-2008 mkportal.it
 

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it